Hacıfışfış'lar hayatlarındaki dramları komediye çevirmeye bayılırlar.
Düşseler,kendilerine gülerler mesela.
İçlerinden yükselen utanmanın verdiği sıcaklık,yanaklarından taşsa da tutumları komediye meyyaldir.

Hatta bazen dramdan romantik komedi çıkardıkları bile vakidir.

Bu duruma örnek teşkil edebilecek ibretlik bir hikayeyi Hacıfışfış oğullarından gelme,Fadıl Fıdıllıoğlu'nun müstakbel zevcesi, Nabrut Fıdıllıoğlu'nun ağzından dinleyelim.

''Öncelikle size bir Hacıfışfış tavsiyesi olarak şunu söylemeliyim ki; 45 derece sıcaktan çıkıp,oruçlu bir halde uçağa binmeyin.
Ben bindim,inişte bayıldım.
Direk bir anlatış oldu ama açayım.
Zaten anlatacağım olay bayılmam değil,ayıldıktan sonrası.

45 derece sıcağın üzerine,orucun son saatlerine doğru uçağa binince hassas bünyem inişte out oldu.
Önce midem bulanmaya başladı sonra,
-baba ben ölüyorum,dedim.
Uçak piste inmiş ama kapılar açılmamıştı.
Zeki Müren gibi ''durdurun uçağı inecek var'' diyesim geldi ama tam o sırada pat,görüntü kesildi.
Hatırlamıyorum sonrasını.



Sayın okuyucu olayı burada kesip size bir soru sormak istiyorum.
Şimdiye kadar izlediğimiz tüm dizi ve filmlerde kız bayılır,
çevresindekiler doktor var mı?,diye bağırır.
Bir doktor gelir,ama off! her eve lazım cinsten hani.
Kız kendine gelir gibi olur,doktor kızımıza adını sorar.
Ve booom aşk başlar.
Gidişatın böyle olması gerekir değil mi?

Hikayeme kaldığım yerden devam edersem,
ayıldığımda;beni uçak koltuğuna yatırmışlar,ayaklarımı havaya kaldırmışlar ve yüzüme doğru bir kafa yaklaşmış ismimi soruyordu.
İsmimi sorarak bilincim yerinde mi öğrenmek isteyen,
ben bayıldıktan sonra babamın doktor yok mu? diye,bağırmasına -ben varım diye kahramanca cevap veren doktor kişisi.



İşte resimdeki adama benzeyen doktor,
tansiyon yada şekerimin düşmüş olabileceğini söyleyerek,
beni havaalanının acil servisine gönderilmek üzere sedyeye bindirdi.
Sedyede yarı açık bilincimle düşündüklerim şunlardı.
O an tansiyonumun dibe vurup ölme ihitimalini göz önünde bulundurmuyorum tabii ki!

-Bu da mı gol değil sayın hakim!
Ah sevgili okuyucu işte benim acılarla dolu hikayem böyle ofsaytlarla dolu.:P

Ayılınca şunun gibi bir doktora 



gözlerimi açsa idim,fena mı olurdu.
Kaderim kederlerle dolu...:P
Aksi durumda,
muhtemelen şu an bir Hacıfışfış olmazdım zaten.
Neyse...Benden bu kadar.
Sözü moderatöre bırakıyorum.

Nabrut'un trajikomik hikayesini okudunuz.
Dizi ve filmlere kendinizi kaptırmamak gerektiği,gerçek hayatın acımasızlığı gibi dersleri çıkardığınızı ümit ederek sıradaki parçayı tüm Hacıfışfış'lara armağan ediyoruz.
Sıradaki parça!


Esen Kalınız!