İlkokulda sabahçılık ve öğlencilik diye bir kavram vardı.

Sabahçılık zordu benim için. Nazende vücudum sabahın ayazını kaldıramazdı, senenin yarısını sümüklü geçirirdim.

Bu sebeple öğlenciliği sevdim ben.

Ama sabahçıysam erken kalkmayı huy edinmiş, okul günü olsa kalkmak için dozer isteyen bünye, hafta sonları aynı saatte uykusunu almış olarak kalkardı ki delirticiydi, uyumak istersin ama yok!

Ahali uyurken kalkıp televizyonun başına geçerdim. Ayağıma çorap giymeye üşendiğimden buz tutmuş ayağımı kalorifere dayar, iyi bir Türk filmi arardım kanallarda.
Ahh şöyle eğlenceli bir Türk filmi bulduysam değmeyin keyfime, mutfaktan da biraz abur cubur alırdım oh!

Ben Türk filmi aşığıydım, hala da öyleyim. Kore sinemasına olan ilgim de bundan mütevellit.
Kore film ve dizi senaryoları da  bizim Türk filmleri tadında.

Şimdi ki çocuklarda Yeşilçam hayranı en azından benim kuzenler öyle.
Bizim çocuklarımızda izler mi bilmem ama benim (hala) hafta sonunun en sevdiğim yanı kıytırık kanallarda kahvaltı yanına Türk filmi aramaktır. Birçoğunu artık ezberlesem bile...

Bu haftada bir Türk filmi aradım.



Payıma düşen...