Arkadaşımın midesi biraz hassas, pardon biraz kelimesi tam olmadı.
O makinedeki gazlı içeceklerin buzu el ile mi konuluyor acaba diye tereddüt eden bir insan.
Benim de tam tersi çöplük kıvamında bir midem var.
İtiraf etmek gerekirse yada doğruları söylemek gerekirse deyim, benim 5 duyu organım düzgün çalışmıyor.
BİR: Gözlerimde yüksek dozda astigmat ve miyop var.
Lens kullandığımdan bahsetmiştim daha önce.

İKİ: Burnum iyi koku almaz. Annemin ne kokuyor sorularına cevabım ''ne bir şey mi kokuyormuş ne kokuyormuş'' olur genelde....
ÜÇ: Tat. Yukarıda dediğim gibi midem çöplük gibi yani her tadı kabul edebilir din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmaz. Ben ki korkusuzca çiğ et yemiş bir insanım bakınız

DÖRT: Dokunma. Uuuuğğğ ben çok huyluyum. Biri bacağıma dokunsa sapık muamelesi yapabilirim. Çığlık basabilirim. Gıdık alırım.

BEŞ: İşitme eh sağır sayılmayacak kadar kuvvetli kulaklara sahibim.
Şimdi hadi siz de bir düşünün 5 duyu organın nasıl çalışıyor.


Nereden geldim buraya!
Tamam hemen toparlıyorum.

Ankamall'a gittik.
Ne yiyelim?
Offf hep aynı sorun.
Ne yiyeceğini bilememek, karar verememek.
Midelerimiz haddinden fazla küçük olunca ki, bir günde bir şeyi oturup bitirmişliğimiz yok. İllaki kalır yarısından çoğu. Dedik ki; Burger King'den çocuk menüsü alalım.
Menünün oyuncağını verdiler tabii.




Gözlük çok şirin.
Teması hayata toz pembe bakmak...
Keşke...
Nerede o günler..


Ben güzel tesadüf diye buna derim işte.
Eve geldim ki Ağabeyim de hediye almış.




Yeni gözlüğüm...