Evlenemiyoruz! - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

Home Top Ad

Post Top Ad

30 Ağustos 2019 Cuma

Evlenemiyoruz!

Sevgili Nabrut selamlar. 

Beni tanırsın artık. Ben Zeycan. Seni çok uzun zamandır takip eden eski takipçilerinden değilim ama bütün yazılarını okumuş, kafam bunaldığında bakalım nabrutta yeni bir şeyler var mı diye bloğuna sürekli uğrayan biriyim. Senin bloğunla kendim gibi genç kızları tanıdım. Bazen yine bizim gibi yetişmiş ablalarımızı tandık. Kimilerinin saf ve masum evlilik hikâyelerini dinledik. Evet, hala mümkün dedik. Naif kalmak ince kalmak dünyaya farklı bir çizgiden yaklaşmak mümkün dedik. Bloğunda entelektüel muhafazakâr Allah rızası gayretinde insanları tanımış olduk. Evet, bloğundaki güzel insanları sadece muhafazakâr diye nitelendirmek istemiyorum. Çünkü bu insanlar bazılarının sandığı gibi at gözlüğü falan takmış değil. Zaten bir Müslümanın olması gereken güzel ve aydın düşüncede olan samimane insanlar. Mesela Mehmet beyle tanıştık. Evlenememe hikâyesini dinledik. Evet, böyle güzel bir ortam tanımış oldum yani kısacası. Şimdi bakıyorum da her şey nasıl da gelip geçici. O komik güzel yazılarınızla evlilik hakkında üst keseden verip veriştirirdiniz. Şimdi sizin de inşallah bir evlilik hikâyeniz olacak. Evet, işte böyle. 

Benim size yazma sebebime gelince kendimi arayış dönemi içerisindeyim. Zaten ergenliğimden beri hiç bitmedi ki arayışım. Ama bulamama hali ve yol hali devam. Sana yazmak beni mutlu ediyor. Anlaşıldığını düşünüyorsun. Ve derdin doğrultusunda önce senden bir cevap geliyor. Ardından bloktan güzel yorumlar… İnsanın bir şey ifade edip ardından ona cevap alması öylesine tatmin edici bir şey ki. Nitekim Allah Teâlâ ayeti kerimede ‘’Siz dua edin, cevap vereyim’’ demiyor mu?

Evet, böyle işte Nabrut. Kalbim yolunu şaşırmış bir kuş gibi. Sağına soluna bakıyor. Nerede olmalıyım, ne yapmalıyım diye çırpınıyor belki. 24 yaşındayım birçok hayalim söz konusu. Belki oradan bakınca bana bazı tavsiyelerde bulunursun. Hayatımı ve gençliğimi aman harcamayım derdindeyken, 21 yaş en sevdiğim yaş iken bir baktım 3 yıl daha geçmiş. Bloğunuzda bir önceki yazıda Özlem Ablanın da benzer serzenişlerini gördüm. Hepimiz bir yerlerden tutunmaya çalışıyoruz işte. Bana ne dersin ne söylersin bilmiyorum ama belki de yazmak istedim öylesine.



Hayatımda biri yok. Aslında bu iyi bir şey bence. Çünkü henüz kendim net değilken biri girseydi belki onun kalıbını alırdım. Daha önce bir görüşmemden bahsetmiştim sana, o olumsuz geçti. Ondan sonra gelen komik bir görüşmem daha var hatta. Anlamıyorum muhafazakâr olmayan erkelerle ben uyuşamıyorum. Evlendiğim insanın dindar olmasını istiyorum. Ama muhafazakâr erkekler de yukarıda bahsettiğim aydın muhafazakâr kesimde yer almıyor, bazen hayata çok moda mod bakabiliyorlar. O haram şunu yapma. Şuraya gitme buraya gelme şeklinde. 

Ne olacak bizim halimiz bilemiyorum. Rabbimden bloğundaki tüm bekârlara hayırlı nasipler diliyorum. Ha, evlenme meraklısı değilim yanlış anlaşılmasın. Ama çevremdeki homurdanmalar da başladı. ‘Onu niye kabul etmedin, şunla evlensene. Amaan sen de ne istiyon yavrum’lar başladı. 

Keşke benim de Gurur ve Önyargıdaki gibi; 


Huyunu biliyorum Lizzy. Yavrum hayat arkadaşına karşı saygısız davrandığını görme üzüntüsünü bana yaşatma,

diyen bir babam olsaydı. 

Evet, kadınların aradığı bu: kendisine saygı gösterebileceği bir erkek arıyor. Belki bunu bulamayışımızdandır evlenmeyişimiz. Ha, bu arada denk gelmişken belki de;


Eğer bir kimseye secde edilmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim

hadisi şerifini belki bu minval üzerinden değerlendirmek gerekiyordur. 

Yani erkekler öyle saygın olmalı kadınlarını öyle koruyup gözetmelidir ki secde edilecek olsaydı kadın kocasına secde ederdi anlamında. Yoksa bazı kimselerin değerlendirdiği gibi kadının erkeğe mutlak itaati anlamında değil. 

İşte böyle nabrutcuğum. Hayat üzerine yansımalar bunlar. Cevabını merak ve heyecanla bekliyor olacağım. Sevgilerle…

Söz sırası Blog sahibinde!

Sana verebileceğim abla nasihati şu olur; evlenmek için acele etme. Gerçekten yaşın çok küçük. Baskılara da boyun eğme. 
Onun haricinde kendine bir yol çiz. Bir plan yap ve o yolda ilerle. Sen yolunda ilerlerken, hayallerini, isteklerini gerçekleştirmeye çalışırken yol üzerinde gönlünün muradı ile karşılaşırsan da yine aynı yolda devam et, yine yolundan şaşma, sadece bu sefer iki kişi yola devam etmiş olursunuz. Evlilik gerçekleştirilmesi gereken, ulaşılması gereken nihai bir hedef değil, hedefine doğru yürürken sana bir arkadaş sağlayan bir kurum aslında.

Kader çok ilginç ve müphem bir mevzu.

Kendi adıma ben de senin gibi ve senden daha fazla çekinceler büyüttüm evlilik hakkında. Armudun sapı, üzümün çöpü dedim. Herkese bir kulp buldum, evleneceğim kişiyi aklımda idealize ettim. Sonunda kulpları olduğu halde Fadıl'a hayır diyemedim. Çünkü zaten mükemmel adam yokmuş, "Bay Yeterince Mükemmel'in muhabbetini Allah'ın gönlüne düşürmesi yetiyormuş. Sen de benim gibi şu an idealize ediyorsun evliliği ama karşına nasibin çıktığında, nikah vakti geldiğinde gönlüne sinerek bir evlilik yapacaksın. 

Ayrıca burada yazının saygı ile ilgili kısmına da değinmek istiyorum. Kendisine hayran olunan kişiye saygı duyulur gibi bir önermede bulunmuşsun ama ben buna katılmıyorum. 

İzah edeyim;

Sevgi kolay bir şey. Bak şu an elimde bir bardak var ve onu çok seviyorum, çok estetik bir şekli var, onunla çay içmeye bayılıyorum. Her şeye sevgi verebiliyoruz, bir bardağa bile ama saygı çok farklı. Bence evlilikte saygı, bir kişinin senin yaptığın fedakarlıkları görüp değerini bilmesi diye düşünüyorum. Saygı duyduğun kişiyi de zaten seversin.


Bir de işin hayran olma boyutu var. Evlilikte ya hayran olan, ya da hayran olunan taraf oluyorsun. Kızlar genelde hayran olacağı adamlar arıyor, sonra da onların egosuyla baş etmek zorunda kalıyor. Burada kendini iyi tanımak gerekiyor. Hayran olan kişi mi, hayran olunan kişi mi olmak istiyorsun? Her ikisini isteyenler sonunda kedileri ile yaşamaya mahkum kalıyor çünkü.

Peki; siz ne olmak istiyorsunuz? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ADS