Psikolpatlık ve sosyopatlığın maalesef ki ilaçla ya da terapiyle kesin bir tedavisi yok.

Bugün hala, ikisi arasındaki farklar bilim camiasında tartışılıyor. Ama en bariz fark olarak şunu söyleyebiliriz, psikopatlık doğuştan geliyor, sosyopatlık ise sonradan oluşan, içinde bulunulan durum, küçükken yaşanan travmalardan dolayı ortaya çıkan bir hastalık.

Hayatımda çok fazla psikopat ve sosyopat olduğu için konuya inanılmaz derecede hakimim ve size bu hastalar hakkında bilgi verip çevrenizdeki insanları hasta ve normal olarak sınıflandırmanızı sağlayacağım. Bu sınıflandırmanın ne işe yarayacağını ise yazının sonunda izah edeceğim.

Psikopat ve sosyopat insanlar sanılanın aksine inanılmaz sevilen, dışa dönük ve sosyal çevresine karşı gayet nazik davranan sempatik insanlardır.

Şoka uğradınız mı? Niye ki? O herkesin sevdiği ama sizin bir psikopat olduğuna inandıramadığınız X var ya işte, tam olarak bu özellikleri taşımıyor mu?


Devam ediyorum...

Psikopatlar ve sosyopatlar sıklıkla yalan söyler ve bunu üstün rol kabiliyeti ile yaparlar. Sinsi ve kurnazlardır.

Hiç vicdan yapmazlar, kendilerini asla suçlu bulmazlar.

Asla kendilerinde bir sorun olduğunu kabul etmezler ve karşısındakileri de bu konuda ikna ederler.

Ve dahası...



Bu tür insanların hasta olduğunu kabullenmesi imkansızdır, kabullense zaten tedavisi yoktur. Biz halk arasında bu tiplere, yani psikopat ve sosyopatlara onun da huyu böyle, onu da böyle idare edeceğiz diyerek bir teşhis koyar yolumuza devam etmeye çalışırız ama bu maalesef ki bu her zaman mümkün olmaz.

Çünkü bu tür hasta insanlar illaki canınızı sıkacak bir şey bulurlar. Çevreniz sizi onun da ahlakı böyle idare ediver diye teskin ederken siz onun hasta olduğunu bilmediğiniz için ama huyunu düzeltsin diye didinir durursunuz.

Size bir şey deyim mi? Bu tip insanların ahlakı falan bozuk değil, bildiğiniz ruh hastası ve tedavileri yok.

Size bir şey daha söyleyim mi? Ruh hastaları, tedaviye başvuran hastaların %95'i gerçek delilerin hasta ettiği masum insanlar. 

Ve siz bu gerçek delileri idare etmek zorunda değilsiniz. Uzak durun. Olabildiğince... Ve en en önemlisi onun deli, ruh hastası, psikopat olduğunu kabullenip asla ciddiye almayın. Bir çocuk size dil çıkarsa ya da kötü bir söz söylese sizi ne kadar etkileyecekse bu hastaların yaptığı da sizi sadece o kadar etkilesin.

Annemin başında böyle psikopat biri vardı. Başından atamadığı biraz ve bazen mecbur olduğu biriydi. Annemle onun yaptıklarına dertlenirdik. Kalbimiz kırılırdı. Neden böyle söylüyor, neden böyle yapıyor diye küşümlenirdik. 

Benim yaşım ilerledi, algılarım açıldı. Hayatı daha iyi okumaya başladım ve anladım ki bu kadın bir psikopattı. Yetiştiği ortamı göz önüne aldığımda sosyopat olamazdı, kesinlikle psikopattı. 

Artık annemin bu kadına maruz kalmasını en aza indirgerken kendim maruz kaldığımda da psikopat ya, diyorum. Hiç ciddiye almıyorum. Siz bir ortamda sohbet ederken, bir çocuk burada ben de varım çırpınışıyla kendisinin anlayamayacağı bir konuya dahil olmaya çalışır ve siz ona anlayışlı ve mütebessim bir suratla söz vermeye, söylediklerini büyük bir ciddiyetle dinlemeye çalışırsınız ama aslında bir çocuğun sözlerini asla önemsemezsiniz, dikkate almazsınız, hah işte ben de o kadını öyle dinliyorum. Gelip yaptıklarını anneme anlatıyorum bazen, ama o kadar gülüyorum ki hasta ya, hasta diyorum. Boş ver...

Acıyorum, üzülüyorum, ama ona.

Size de tavsiye ediyorum, çevrenizde böyle insanlar varsa, onların hasta olduğunun teşhisini koyduktan ve o gözle bakmaya başladıktan sonra çok mutlu olacaksınız. Hele ki hayatınızdan çıkaramayacağınız, mecbur olduğunuz biriyse...