Görücü Usulü Görüşme Yapan Bir Arkadaşımızın Size Soracakları Var

Başlık biraz tuhaf oldu farkındayım ama konuyu daha iyi açıklayacak kısa bir şey bulamadım. 😃

"Kore Dizi Çevirmeni" arkadaşım dün bana bir mail yolladı.

Görücü usulü bir görüşme aşamasında olduğunu, bazı tereddütleri olduğunu anlattığı şahane satırlarının sonunda sizlere bazı sorular sormuş. 

En çok aldığım mesajlardan birisi çok kaliteli bir okuyucu kitlem olduğu yönünde oluyor. Bu kitle, yani sizler, böyle meselelerde de öyle güzel, öyle yol gösterici ve bambaşka bakış açıları kazandıran yorumlar bırakıyorsunuz ki, eminim bu konu hakkında da güzel yönlendirmeler yapacak, en olmadı güzel duanızla arkadaşımın yanında olacaksınız.

Sözü görücü usulü-zede arkadaşıma bırakıyorum...


Sevgili Nabrut...


Blog'unu hep takip eder lakin hiçbir zaman oradaki hikayelerin öznesi olabileceğimi düşünmezdim... Hoş hala bir evlilik hikayesinin öznesi sayılmam... Lakin yürüttüğüm bir "blind date" :) olduğundan; akla, tecrübelilerin önerilerine ihtiyacım var. Hem de en acilinden.

Uzatmadan esas meseleye geçiyorum. 

Liseden çok samimi olduğum bir arkadaşım var, onun çalıştığı iş yerinde bir beyden bahsediyor bana her buluşmamızda. Bundan 4 5 ay öncesinden bahsediyorum. İsmini dahi bilmediğim birinden sürekli bahsediyor, siz çok güzel olursunuz filan gibi şeyler diyor. Ben geçiştiriyorum. Çünkü okulum, işim, tezim bir sürü bir şeyim var... Evlenmek de birazcık gündemimde ama "hadi tanışalım" bari diyecek kadar değil. Neyse arkadaş bir ara sürekli bahsederken gün geldi hiç bahsetmemeye başladı. Ben sormuyorum elbette. "Herhalde çocuk başka birileriyle görüşmeye başladı" falan diye düşünüyorum kendi kendime. 

Gel zaman git zaman arkadaşım bir gün beni arıyor, bu arkadaşım evli. Kocasının gittiği sohbet grubunda, o beyefendinin de olduğunu kocasıyla da oturup kalkmaya başladıklarını söylüyor bana telefonda. "Tamam ama bundan bana ne?" diyecekken, demiyorum. Neyse uzun zaman geçip tekrar konusu açılınca tamam diyorum, "tanıştırın."

Bundan 20 gün önce falan 4'müz buluşuyoruz. Çocuğu ilk görüyorum ve fiziki görüntüsünü görünce "yan yana müsamere çocuğu gibi oluruz" diyorum içimden. (Benden 5 cm ya uzun ya değil) Neyse çaylar içiliyor arkadaşlar müsaade istiyor, kalkıyorlar. 

Çocukla baş başa kalıyoruz, başta konuşacak hiçbir şey bulamıyoruz. Sonra sonra o ne yapıp ettiğinden ben kendi hayatımdan bahsediyorum falan. (Bu arada giyimini hiç beğenmiyorum ben, zaten bir insanı önce dış görünüşüyle anlamdırırız malum. Marka giyinsin demiyorum ama daha özenli olabilirdi). O bana göre daha "Anadolu Çocuğu" ben ona göre daha başka bir yerdeyim. İlk gün bunu hissediyorum. Çok aşırı çekingen geliyor bana. Ben mesleğimden dolayı insanlarla sürekli iletişim halinde olduğumdandır belki pek zorluk çekmem zaten. Neyse... 

Çocuk eli yüzü düzgün, ahlaklı, terbiyeli, benim hassasiyetim olan -abdestli-namazlı- gillerden... Bunlar elbette hoşuma gidiyor lakin yine de bu yanımda pasif duruyor gibi hissi yüzünden ilk görüşme benim açımdan olumsuz geçiyor. 

Arkadaşım ertesi gün sonucu soruyor bana, "iyi hoş, aklı başında çocuk ama olmaz" diyorum. "Neden" diyor, yukarıda saydığım şeyleri söylüyorum. "Sen bu kadar şekilci bir insan mıydın, ben temiz ahlaklı biri istiyorsun sanıyordum" diyerek adeta beni paylıyor. Üzülüyorum tabii. Üzerine düşünüyorum. 2-3 gün geçiyor içimi bir şeyler rahatsız ediyor, birkaç arkadaşım "keşke ikinci görüşseydin" gibi şeyler söylüyorlar. Ben trenin kaçtığını söylüyorum. Ama içimde de anlamsız bir üzüntü var. Gerçekten bir kere daha görüşmeli miyim, hissi... 

O sırada maneviyatına çok inandığım bir ablam beni arıyor, konuyu ona açıyorum. "Bu zamanda öyle insan az bulunuyor, keşke bir şans verseydin" diyor. "Boy pos, kılık kıyafet halledilirdi" diyor. Onunla telefonu kapatıp arkadaşımı arıyorum, "çocuğa söylediniz mi" dediğimde "hayır" diyor. Eşim uygun olmadı arayamadı daha diyor, "hem çocuk da olumlu imiş, senin olumsuz olduğunu nasıl pat diye söyleyelim" diyor. Ben tabii şok! Üzerinden 2 gün geçmiş, çocuğa da hala söylememişler. Bu arada kocasını aramasını istiyorum, kocası hala çocukla konuşmamış oluyor. "Tamam" diyorum o sırada telefonda, "görüşelim 2.kere."

Birkaç gün sonra biz bu beyle 2. kere görüşüyoruz. Kafa yapısı, dünya görüşü, konuşmaları hepsi benim istediğim gibi. O kadar mantıklı ve makul şeyler söylüyor ki erkeklerin pek de akılla hareket etmeyen yaratılmışlar olmadığını düşünen ben şoktan şoka giriyorum. Bunun yanında sigara içmiyor ve bu benim için Ten points goes to Damat Bey oluyor direk. 2. günde çocuğun heyecanını biraz daha atmış olduğunu görüyorum, en azından ilk görüşmedeki gibi elleri titremiyor. Bu arada onun olumlu olduğunu hissediyorum konuşmalarından... Ben ise gelgit'in dip noktalarındayım, içimden "zaten boyun benle, bari güzel giyin" dediğimi bile hatırlıyorum... 

Her neyse... 2 saat sonra falan sanırım, ben "olumsuzum galiba daha giyinmeyi bilmiyor adam, şu parmağımdaki yara bandını görüp de sormazsa ben bu çocuğu kafadan elerim, ilgisiz alakasız olduğu anlaşılır" diye düşünürken parmağımdaki yara bandını fark edip nasıl olduğunu soruyor. 

Dikkatinden kaçmamasına da şaşırıyorum, sormasına da, kafamdan geçirdikten 5 dk. sonra böyle olmasına da... Masterda çalıştığım konuyu soruyor, ilerde benim yapmak istediklerimi soruyor, eğer görüşmeler sonucu olumlu olursa hep destek olabileceğini söylüyor. Tabii o böyle konuştukça "dünyada böyle adam mı varmış" diye geçiriyorum içimden. Çocuk içimden geçirdiğim her şeye sorduğum her soruya akıllı, abartmadan, övünmeden ve ezilmeden cevaplar veriyor.

Ama ben kötü giyiniyor, fazla çekingen, boyu benle falan diye düşünüyorum bu sırada. Sonuç olarak o gün de tabiri caizse bizden bir nane olmuyor. Kalkmayı teklif edecekken ben, "Hafta içi iş çıkışı bir de yemek yesek uygun olur mu haddimi aşmazsam" diyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum. "Evet" desem neden evet dediğimi bilmiyorum, "hayır" desem neden hayır dediğimi bilmiyorum. 
Beyefendinin yüzünde bir gülümseme var. Ve ben hayır diyemiyorum. "Olur" diyorum...

2. görüşmenin ertesi gününde arkadaşımdan numaramı alıyor. Mesajda müsait olduğum günü soruyor. Gün belirliyoruz, 3. buluşmaya da gidiyorum. Şık bir restoran, bakıyorum yine salaş ötesi giyinmiş. Elbette deliriyorum ama neyse diyorum kendi kendime, sakin kalmayı başarıyorum. Yemek sırasında, herkesin neden grand-tuvalet giyindiğini anlayamadığını söylüyor. Yani adeta yarama basıyor. Ben de diyorum ki "böyle bir ortamda öyle giyinmek normal olan." İşte kıyafet konusu açılınca aklımdan geçirdiklerimin birazcığını, kırmadan söylüyorum. "Giyinmeyi bilmiyorum ben estetik zevkim zayıf" diyor. Aramızda olumlu bir şeyler gelişirse kılık kıyafete özen gösterdiğimi, o zaman da göstereceğimi söylüyorum, "sen bana yakıştırır, benim için seçersen ben zevkle giyerim seçtiklerini" diyor. Ben yine şok. Ek olarak bu görüşmede o utangaçlığını biraz daha atmış oluyor. Ama yine de o avukat ben hakim gibi duruyoruz... (Bilmiyorum belki bana öyle geliyordur.) Bu sanki dominant olan benmişim hissi 3. günde de beni rahatsız ediyor. Ancak bunun dışında her şey o kadar iyi ki... Çocuk benim dualarımda istediğim her şeye (çoğuna) sahip... 

Ve gelelim benim en çok kafamı karıştıran şeye, o her ne kadar ileride benim kariyerime destek olacağını söylese de bu durum biraz ürkütüyor beni. Çünkü maaş ve mevki olarak ben ondan bir tık daha iyi durumdayım. Onun da işi gücü yerinde bu arada ama benim ilerlemem mümkünken şu an için onun öyle bir durumu yok gibi duruyor. Diyeceksiniz ki "olmadan olacağı bilemezsin." Evet tam olarak bahsettiğim bu:

1-İleride bu durum -kompleksli bir insan olmasa bile- bizim için sorun teşkil eder mi? ederse ne olur...

Bu arada o benim yaşadığım/memleketim de çalışıyor. Yani ailesi burada değil. Son 1 yıldır yalnız yaşamanın verdiği düzen (oğlak burcu), sessizlik gibi şeylere çok alışmış. Ailesinin sık gelmediğinden ve kendisinin de çok gidemediğinden de bahsetti.

2-Biraz ailesine kırgın gibi hissettim ben çünkü liseyi yatılı okumuş, üniversiteyi farklı bir şehirde çok zor şartlarda okumuş falan... Üzerinde bunların da verdiği bir 'mahsunluk' var. Evlilikten beklediği şey ise "huzur"muş. Hepimizin aradığı gibi...

Tamam bitiriyorum. :) 

Kafam acayip karışık. Daha önceki blind datelerde ikinci görüşme bile olmamışken bu hikayenin bu noktaya gelmesi beni de düşündürüyor. 

Ne hissettiğimi merak edenler için söylüyorum, hissi anlamda pek bir şey yok. Ama manevi olarak yaşantısı, karakteri, bana olan aşırı saygı ve kibarlığı yüzünden de olumlu gibiyim. 

3-Elbette evlilik için ne gerekir, evlenirken neye göre karar verilir herkes başka bir şey söyleyecektir ancak takıldığım şey şuanda ne yapmam gerektiğini hiç bilmemem... 

4-Eğer dördüncü bir görüşme yapacaksam "aslında olumlu değilim ama denemek istiyorum" mu diyeceğim. Yoksa dördüncü bir görüşme onun açısından yıpratıcı mı olur... 

5-Ve benim bu yukarıda bahsettiğim farklılıklarımız bizim için ne kadar problem olur? 

6-Mesela bu farklılık dediğim şeyleri tolere edebilmek için içeriden bir hissin mi vuku bulması gerekiyor?

Evlilik acayip bir kararmış. Aşık olup hemen evlenen insanlar düşüyor aklıma, sonra içten içe tebrik ediyorum onları. Şimdi ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum. İstihare önerisinde bulunacak olanlar varsa diye yazayım, dört gündür olumlu ya da olumsuz hiçbir şey görmedim. Uyanırken olumsuz bir his ile uyanmıyorum ama... Hoş istihare ile amel etmeyeceğiz ama yine de görsem iyi olabilirdi. :) 

Ve bitirdim. :) Benim için elbette karar verecek bir merci yok, lakin tecrübelerinize dayanarak belki verecek birkaç öneriniz vardır... Şimdiden teşekkür ederim ^^ 


23 yorum:

  1. Evlilik zor bir kurum, bazen her şartlar uygun olsa da içeride bir yerlerde bir kıpırtı yoksa sadece mantıken uygunluk yetmiyor. Tereddüt etmek değilde gerçekten yanındayken kendini iyi hissetmelisin ve en önemlisi bence gelecek görmelisin. Belki ben biraz aşk evliliği taraftarı olduğum içindir ama hissiyat gerçekten çok önemli. kaldiki evlilik gerçekten çok uzun vadeli bir yatırım :) Nasipse dil bağlanır derler ama bu kadar kafa karışıklığı da sıkıntılı gibi görünüyor.
    ben eşimle 5.yılımızın sonunda evlendim, aşıkta olsak mantığımızla evlendik. birşeyler yoluna otursun diye bekledik. Bence ilk önce beklentilerin ne diye kendini sorgulamalısın, çünkü nötrsün.
    görüşmeye devam etme konusunda da nötürlüğün pozitife doğru ve ya tam tersine geçmesini anlamak için devam etmelisin.Derler ya su akar yolunu bulur, İnşAllah Rabbim ikiniz hakkında da hayırlısını nasip eder.

    YanıtlaSil
  2. Açıkçası bu konuda bir tecrübem yok muhtemelen yaşca da küçüğüm sizden lakin etrafımdaki insanlardan gözlemlediğim şeyleri göz önünde bulundurarak bir yorum yapmak istiyorum.Öncelikle bir insanda aradığımız her şeyi bulmamız mümkün değil hem güzel giymesini hem ahlaklı olmasını hem kariyerinde başarılı olmasını aynı anda sağlayacak insanı bulmaya odaklanırsak çok değerli insanları da bu uğurda heba etmiş oluruz.Benim bir insanda ilk baktığım şey aile yapısı ve onlarla olan ilişkileri açıkçası,her ne kadar onların tıpatıp aynısı olacak diye bir kaide olmasa da yetiştiriliş tarzı çok önemli.Kiyafeti halledebilirsiniz boy da günümüzde pek büyük bir sorun değil(en azından benim için).Ama aile kısmını irdelemekte fayda var diye düşünüyorum çünkü gelecekte o insanın ailesi siz olacaksınız ve onun bildiği aile kavramı ile sizin beklentiniz örtüşmeyebilir.Umarim kafanızı daha çok karıştırmamışımdır.Bir kere daha buluşun bence,son olacaksa bile onun da sizin de kafanızda tek bir soru bile kalmadan bitsin.

    YanıtlaSil
  3. Açık söylemek gerekirse gerçekten zor bir durum aslında bence cevabı arkadaşımız çok iyi biliyor, ama vicdanı hayat görüşü ve aklı onu zorluyor ,bence seni tekrar takrar görüşme durumuna iten karakter ve yapı olarak mükemmel olan birini ,nasıl görünüşü ile değerlendiririm noktası bunu kendine izah edemiyor olman evet dış görünüş 10 sene sonra önemli olmayacak bugün çok güzel biri yıllar sonra çirkin olacak ama gerçekten ilk etapta yüreğin ısınması dış güzelliğe bakıyor, dış güzelliği olmayıp sinek gibi kadınları peşinde sürükleyen erkeklerde var ama onlardada karizma ve çene var sanıyorum arkadaşımızda bunlar yok sağlam bir karakter var aslına bakarsın mantık evliliği için tam aranan koşullar ama ben olsam acaba ne yapardım sanırım bir müddet görüşürdüm belki de içinde gizli cevherler vardır insan kendini 3 kez 2 yada 3 saatlik buluşmada ne kadar ifade edebilir belki mesela şiir ezberliyordur şiir okuyordur bunu sana bu süre zarfında nasıl söylesin belki kadın ruhundan çok iyi anlıyor belki müthiş bir sevme kabiliyeti var ben olsam yemeğe giderdim ama ona şunu da söylerdim seni tanımak istiyorum ama şuan kalbimde birşey yok ama mantığım seni tanımam gerektiğini söylüyor derdim yani bilemiyorum zor bir durum :)

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar, konuya direk realist bakacağım lütfen darılmayın. Yaş faktörü önemli; bu güzel kardeşimiz eğer 20-25 yaş aralığında ise ben biraz daha hislerini öne çıkaran biri ile devam etmesini tavsiye ederim. Çünkü bu yaşlarda insanın tecrübesi az olur değerlendirmeleri tam yapamayabilir, verdiği kararların sonrasında pişmanlık yaşaması ihtimali olur. Aşk, sevgi daha çabuk bazı şeyleri tolore etmesine yardım eder. Eğer 25-30 yaş arasında ise mutlaka 1-2 kez daha görüşmesini tavsiye ederim. Hayattan benzer beklentiler mi var, eşinin ondan daha çok kazanması sorun olur mu(benim çevremde sorun eden de var etmeyen de gerçekten insanların yapılarına ve davranışlarına göre değişiyor. Yalnız sırf erkek sorun eder mi diye bakmamak lazım çünkü kadınlar da bazen alttan alta "yaaa ben daha çok kazanıyorum benim dediğim olur" moduna girebiliyorlar. Arkadaşımız kendini de bir ölçsün tartsın nasıl hisseder bu durumda diye)Eğer 30 yaş üstü ise daha yapıcı bir tutum sergilemesini tavsiye ediyorum. Hayatta tüm beklentilerini karşılayan bir insanla tanışmak pek de mümkün değil, karşılaşsan dahi onunla iyi geçineceksin diye bir garanti yok, zil zurna birine aşık olsan evliliğim muhteşem olur diye bir şans yok(ve hatta tam tersi çünkü tartıştığında hayal kırıklığın daha büyük oluyor). Evlilik ve mükemmeliyetçiliğin birbiriyle uyumlu tanımlar olmadığını hatırlatmak isterim. Her 3 yaş grubu içinse kılık kıyafet düzeltilir hiç üstünde durulacak bir konu değil, ama daha önemli olan şey elini tutsa hoşuna gider mi ve ya yakın teması hayal ettiğinde nasıl bir his uyanıyor içinde; eğer bir asla yapamam söz konusuysa kaç yaşında olursan ol o iş olmaz. En azından nötrüm demek lazım. Allah yolunu açık etsin.
    Bu arada kimseyi gücendirmek veya sınıflandırmak istemedim; sadece farklı yaşlarda evlilikle ilgili farklı bakış açıları olduğunu vurgulamak istedim. Yoksa aile kurmanın yaşı yok; ne zaman kısmetinse o zaman olur. Sevgiler,Seda

    YanıtlaSil
  5. Merhaba. Öncelikle allah kalbinize ferahlık versin inşallah. Gerçekten çok zor bir karar. Benim de kararsızlıklar yaşadığım durumlar oldu ama bende olumsuz taraf daha baskın olduğu için hayır olmuştu hep cevabım. Ama sanki sizin olumlu yanınız daha baskın gibi hissettim cümlelerinizden. Olumlu yanınız diğerini bastırmak ister gibi:)
    Hep duamdı, kaderimdeki kişi ise gördüğüm anda hissedebilmek, tereddütsüz evet diyebilmek. Ama her zaman istediğimiz gibi olmuyor işte.
    Kıyafet hususu bence rahat olun, zamanla hem zevkler gelişir, hem de yönlendirmeye açık olduğunu belirtmiş.güzel bir şey :)
    O avukat, ben hakimmişim gibi duruyoruz yazmışsınız. Bence bu da zamanla değişir ki siz de demişsiniz biraz daha açıldı sonra sonra diye. Hem kızların yanında, utanan, edebinden konuşamayan heyecanlanan birisi. Tam tersini bir düşünün. Sürekli kendinden bahseden, fazla özgüvenli. Siz avukat,o hakim gibi duruyor mesela. :)
    Son olarak kariyer hususu benim de genelde kafamı kurcalar,benden daha düşük kariyerli biriyle olabilir miyim diye. fark çok derin oluncasorun olabilir belki ama çok bariz değilse, bence sorun olmaz. Tabi bakış açısı benimkisi sadece. Ki çevremde de bu yönde çok fazla olumlu örnek var. Bence iki kişi arasında, sevgi, saygı, edep, maneviyat, kafa ve ruh uyumu varsa gerisi hallolur bir şekilde.
    Bir de belki o kişinin arkadaş çevresinden daha başka kişilerle konuşmak karar vermenizi kolaylaştırabilir. Bir güzelliğini,veya bir olumsuzluğunu belki daha iyi görebilirsiniz böylece.
    NOT: Ben de henüz evet diyemedim kimseye. Ki haftasonu benim de bir görüşmem var. Allah hepimize en mübareğini, asla keşke demeyeceğimiz, her zaman iyi ki diyeceğimiz bir karar verdirsin.

    YanıtlaSil
  6. Oh Hayır deyip kestirip atmadan konuyu istişare etmen ne hoş. Evli ve severek evlenmiş biri olarak son zamanlarda görücü usulü evlensem belki daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Çünkü o zaman daha çok değerli olurdum gibime geliyor. Çünkü severek olunca erkek;zaten beni seviyor her şeyime katlansin tarzında davranabiliyor ki; bu da kadın için çoğu kez hayal kırıklığına sebep oluyor. Kisacasi aşk evliliklerine çok ta şey etme:)
    Gelelim takıldığin giyim kuşama.ben esimle telefonda gorustukten bir hafta sonra buluşmustum.fotogtaftan görmüştüm. Gerçeğini gördüğüm o ilk ani unutamam. Hatta geri mi donsem bu ne dediğimi hatırlıyorum. Oysa zamanla huyu güzel ahlakı güzelse bu tarz şeyler insana batmiyor.kaldi ki evlenince bi sürü kiyafetini ben secerim eşimin bu konu sorun olmaz.
    Diğer konu yani kariyer hakkında benim de mesleğim esiminkinden daha iyi ama eşimle aramızda lafı bile geçmedi. Zaten bir aile olduğunuzda sen ve ben olmuyor ona biz deniyor.suan yüksek yapmam icin destek oluyo eşim ama bebek minik o büyüyünce baslarim diye erteleyen benim.bence bu zamanda anlattığınız gibi birini bulmussunuz aileler tanışmalı kesinlikle. Sonra da hersey yolunda gider inşallah.

    YanıtlaSil
  7. Bence hanımefendi şöyle düşünsün giyim düzeltilir. Erkeklerin çoğu rahat giyinmeyi seviyor. Nereye giderken nasıl giyemeyeceğini seçememesi normal .
    Bence kafa olarak birbirinizle uyumlu iseniz ve onun yanında böyle rahatlık hissi veren bir his varsa bir daha buluş bence .
    Bu devirde senin anlattığım gibi iyi biri ise bulmak gerçekten zor .
    İnsanların tipi her sene değişiyor . Zaten sen bile değiştirirsin ki belki o da senin giyiminde bir beğenmediği şey vardır .
    Önemli olan ne hissettiğin. Maddi durumda öyle sorun olan oluyor ama çevremde gördüğüm herkeste değil .

    YanıtlaSil
  8. Nacizane fikirlerimi belirtmek istiyorum.

    Birinci soruya şöyle bir cevap vereyim:

    Ataerkil bir toplumda doğup büyüdüğümüz için özellikle evin geçimi konusunda 20. yüzyıla kadar erkekler çok baskın bir şekilde rol oynuyordu. Ancak günümüzde bu durum biraz daha eşitlendi.Yani kadın da erkek de evin geçimine katkıda bulunuyor. Hatta öyle ki çalışmayan bir kadına evlenilecek kadın nazarında bile bakmıyor bazı kesimden insanlar maalesef. Günümüz için konuşmak gerekirse normal şartlar altında kadının erkekten fazla para kazanması herhangi bir olumsuzluk teşkil etmemeli. Ancak bu karşınızdaki kişinin karakteri ile ilgili bir durum. Kompleksli bir kişiliğe sahip olmasa bile ilerde bu durum bi tık sorun yaratabilir gibi. Bana kalırsa eğer ciddi bir birliktelik yoluna gidilecekse bu konu açık seçik bir şekilde konuşulmalı. Çünkü ileride ciddi sorunlar yaratabilir. Nacizane tavsiyemdir.

    İkincisi aile konusu. Bu konuyu da detaylandırmak lazım. Aile bağları zayıf olan insanların maalesef ki insan ilişkileri konusunda çok sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğim. Kendi fikrim bu yönde.

    Duruma olumsuz yaklaştınız diyebilirsiniz ama bir insanın kibar , saygılı vs vs özelliklere sahip olup olmadığını anlamak için yaşanmışlık olması gerekir. Ama arkadaşım ve eşi tanıyor demişsiniz. Bu yönüyle olumlu bakabilirsiniz.

    Üçüncü öncüle gelince :) Eğer tanımak istiyorsanız o kişiyi görüşün. Ancak sık görüşmek yerine - bu sorumluluk hissettirecektir- bir kez daha görüşüp enine boyuna her şeyi konuşmanız daha doğru olacaktır. Bu hem kafanızdaki soru işaretlerini giderir hem de belirsizlikler son bulur.

    Dördüncü bir görüşme olursa her şeyi enine boyuna konuşun ve ilerleyip ilerlememe konusunda bir karara varın. Çünkü yukarıda da dedim görüşme sayısı arttıkça sorumluluk hissi oluşur ve bu tarafları yıpratır.

    Farklılıkların tolere edilebilmesi ve sorun teşkil edip etmemesi farklılığın boyutu ve beslenilen hisler ile doğru orantılıdır. Şöyle söyleyeyim; aranızda bir takım farklılıklar söz konusu ancak çok seviyorsunuz ve katlanıyorsunuz. Cevap cümlenin içinde gizli.Katlanırsınız ve bir süre sonra çekilmez olur. Ancak farklılık makul düzeyde ise karşınızdaki insanı da seviyorsanız ilişkiniz sağlıklı bir şekilde yürür diye düşünüyorum.

    Benim görüşlerim bu yönde. İnşallah hayırlısı olur hakkınızda.

    YanıtlaSil
  9. Arkadaşımızın kafasını daha da karıştırmak istemem ama bu kariyer konusu çok mühim bir mevzu, keza insanın içine sinmesi de öyle. Ahlakı güzel düzgün diye bir insana evet demek ne kadar doğru bunun üzerinde biraz düşünmek lazım olabilir. Çünkü görüşmeden sonra hepimizin hissettiği şey "acaba daha iyisi gelmez mi, Allahü tealanın gönderdiği nimeti red mi ediyorum" gibi duygular. Ben bu duygularla, hiçbir şey hissetmeden bir kez sözlendim hem de ağlaya ağlaya. Çünkü istemiyordum ve ailem benim kararlarıma saygılıydı. Ama dinim için evet demeliyim, nefsim için hayır diyemem diye düşündüm. Bir süre böyle devam etti, çok ağladım, çok dualar ettim ve hiç tahmin etmediğim bir şekilde dinim için hayır diyeceğim bir fırsat çıktı ve yüzüğü iade ettik. Çok daha sonra bir videoda Serdar Tuncer'in bir sözüne rast geldim. "Kalp mutmain olmazsa Allahü teala'ya şükredemez. Dolayısıyla önce kalbi mutmain etmemez lazım," gibi bir sözdü. O gün mevzuyu kendi içimde çözdüm. Kararımı verdim. Bir daha görüşeceğim insan dünyanın en süper insanı dahi olsa aidiyet hissedemiyorsam, hayır demeliyim. Çünkü ben rabbime tüm kalbimle şükretmek istiyorum. Evde kalabilirim. Ömrümün ne kadar olduğunu da bilmiyorum ama uzunsa bu da benim imtihanım olur. Evliliğin de kendi içinde bir imtihanı yok mu zaten? Her şeyin varlığı da yokluğu da birer imtihan. Ama Allahü tealaya hüsn-i zannım var. Hakkımda doğru olanlar karşıma gelecektir diye inanıyorum. Kendi hikayemi anlattım. Herkesin kendince fikirleri vardır elbet. En objektif tavsiyem, hiç karar veremezse istihareye yedi gün devam etmesi hiçbir şey görmezse de kalbine ağır basan şeyi yapması olacaktır. Zaten, bir karar verdikten sonra bünyesi otomatik olarak diğer seçeneğin kötü olduğuna kendini ikna edecektir. En kötü karar, kararsızlıktan iyi olduğu için, verdiği kararın arkasında dursun, pişman hissetmesin yeter.

    YanıtlaSil
  10. Henüz çook küçüğüm bu tarz konular için, haklarında hayırlısı olsun demeye geldim sadece ^^

    YanıtlaSil
  11. bir çok görücü usulu ile karşılaşmış bir insan olarak buna benzer bir durum başıma gelmişti. hatta bey efendinin hiç bir olumsuz yanı yoktu. Yahu ne desem de olmayacak bu iş desem diye düşünüp durmuştum. hem ahlaki yönden, hemde manevi yönden. Yani dindar bir insandı, tüm zevklerimiz uyuşuyordu fakat içim cız etmemişti. Evlilik harika bir kurum ve içinizin cız etmediği bir insanla geçiştirilecek bir şey değil. Ben hep buna inandım. Evleneceğim adamı görünce tanırım dedim. Nitekim de öyle oldu. Bence kendi hissiyatlarına göre hareket etmelisin. Anlatmana bakılırsa etkilenmemişsin, fakat mantıken doğru gelmiş. Mantık evliliği yapmaya hazırsan durma derim. Ama yok, mantık tek başına yetmez, biraz da kalbim cız etsin diyorsan, bekle derim. Zamana bırak, kalbin hala cız etmiyorsa, gözüne batıyorsa boşver.

    YanıtlaSil
  12. Tüm anlattığınız şeyler için de en çok biraz mahsun durduğuna ailesine kırgın olduğana takıldım ve evlilikten sadece huzur beklentisinde olan bi insanın bence yetiştiği aile yapısını ve kuracağı aileye bakış açısını sorgulamalısınız bence.Niye mahsun mesela içinde kırık dökük bişeyler mi var yalnızlık duygusuylamı evlenmeye karar vermiş örneğin.Sizin mevkinize maaşınıza yükselmenize hatta kıyafetlerini seçmenize kadar hiç takılmayan birisi ya çok kendini tanıyan egosu olmayan birisi yada evliliği gerçekleştirebilmek için her konuda teslim olmaya hazır.Sanırım sizi tedirgin eden görüntüde herşey normal ama damat adayında bi salaşlık ve boşvermişlik sizi rahatsız ediyor sizi tanımaya karşı bi heycan ve canlılık görmek istiyosunuz sanırım eğer tahminlerim doğruysa kalbindeki yaraları öğrenmeye çalışın ...

    YanıtlaSil
  13. Merhaba direkt konuya gireceğim. Bu konularda hayli tecrübeliyim. Özellikle birkaçında kararlarım çok eleştirilse de ben hep içimi dinledim ve hep haklı çıktım. Önereceğim şey çok basit: kendine sor kalbine aklına değil. İçine. Acaba güzel giyinseydi kararsız kalır mıydım? Acaba boyu daha uzun olsaydı kararsız kalır mıydım? Bunların cevapları hayır ise, değerlendir bu kişiyi.Kimseyle kariyeri parası veya yakışıklılığı için evlenilmez. Huyudur önemli olan... Veya hayal et mesela tatilde alışverişte sosyal ortamda nasıl davranır? Aileler anlaşamadığında mesela nasıl davranır? Sinirliyken sana karşı nasıl davranır? Bunların cevapları çok önemli. Çünkü insanın içi hep doğruyu söyler. Üç kere görüştüğünüz için artık baya yani o enerjiyi hissedecek kadar, miiklerini okuyacak kadar tanımışsındır. Kariyer/gelir farkı mevzusunu ise yüz yüze sor, eğer açıklama yapmadan abartılı bir şekilde defalarca hayır benim için hiç sorun değil diyorsa İnanma:) ya senin kariyerin gelirin onun için çok önemlidir ya da bunu sorun ediyordur. Çünkü bu Türk erkekleri için kolay bir mevzu değil.
    Hayırlısı olsun. Sonucu da post olarak paylaşın olur mı:)

    YanıtlaSil
  14. Merhaba direkt konuya gireceğim. Bu konularda hayli tecrübeliyim. Özellikle birkaçında kararlarım çok eleştirilse de ben hep içimi dinledim ve hep haklı çıktım. Önereceğim şey çok basit: kendine sor kalbine aklına değil. İçine. Acaba güzel giyinseydi kararsız kalır mıydım? Acaba boyu daha uzun olsaydı kararsız kalır mıydım? Bunların cevapları hayır ise, değerlendir bu kişiyi.Kimseyle kariyeri parası veya yakışıklılığı için evlenilmez. Huyudur önemli olan... Veya hayal et mesela tatilde alışverişte sosyal ortamda nasıl davranır? Aileler anlaşamadığında mesela nasıl davranır? Sinirliyken sana karşı nasıl davranır? Bunların cevapları çok önemli. Çünkü insanın içi hep doğruyu söyler. Üç kere görüştüğünüz için artık baya yani o enerjiyi hissedecek kadar, miiklerini okuyacak kadar tanımışsındır. Kariyer/gelir farkı mevzusunu ise yüz yüze sor, eğer açıklama yapmadan abartılı bir şekilde defalarca hayır benim için hiç sorun değil diyorsa İnanma:) ya senin kariyerin gelirin onun için çok önemlidir ya da bunu sorun ediyordur. Çünkü bu Türk erkekleri için kolay bir mevzu değil.
    Hayırlısı olsun. Sonucu da post olarak paylaşın olur mu:)

    YanıtlaSil
  15. Merhaba
    Öncelikle hakkınızda hayırlısı olsun diyorum. Ben ilk defa bu siteye girdim ve böyle bir şeye cevap yazıyorum. Tevafuk.... Böyle bir şeye kalkışmamin sebebi benim evlilik hikayemle neredeyse ayni olmasi... Sanki hayatımı okuyor gibi oldum. Ayni şekilde evlilik aman aman gündemimde değilken, ideallerim varken, arkadaşımın zorlaması ile eşinin sohbet arkadaşı ile tanistim. Ilk görüşmemiz ve takıldığım kısımlar benimki ile birebir... Tam olumsuz donecekken bir iç sıkıntısı ile dönmem tekrar görüşmeye karar vermem ayni. Daha sonraki görüşmelerde sizi etkileyen zeka, ılımlı tavır, mantık beni de etkilemişti. Gerçekten çok benzeyen böyle bir hikaye okuyacagimi hele ki bu saatte ilk defa rast geldiğim bir sitede söyleseler inanmazdım.
    Sonuç olarak biz evlendik... Nisanlanirken bile yüzde yüz emin değildim. Ama sonrasında aşık oldum. Hemde öyle böyle değil. Şu an 4 yıllık evliyiz ve hayatımı onsuz düşünemiyorum. Yaşındayken bile özlüyor, her bir kelimesi ile eşime tekrar aşık oluyor. Iyi ki evlenmisim demekten kendimi alamıyorum. Kıyafetlerini ben alıyorum, seciyorum o da zevkle giyiyor. Bana verdiği destek olmasaydı asla geldiğim yere gelemedim.Evet hala Anadolu çocuğu ama yanımda tam bir beyefendi. Önceleri dış görünüm için olan endişelerim şimdi tam tersi çünkü hamilelik kilolarını henüz veremedim. Aşık olduktan sonra bana öyle yakışıklı geliyordu ki evliliğimizin ilk yılları eşim bana asla yapmamasına rağmen ben kıskançlık krizlerine giriyordum.
    Uzun lafın kısası görünüm,zevk,makam, maddiyat bunların me olacağını asla bilemezsiniz. Herşey bir anda tepetaklak olur. Önemli olan gerçekten karakteri... Eğer ilerde eşiniz ve çocuğunuzun babası olabilecek karakterde bir adamsa gerisinin pek de bir önemi yok. Erdemleri kusurlarını örter. Iyi bir görünüm, still sahibi olmak, iyi bir meslek ve gelecek birer erdem degildir.

    YanıtlaSil
  16. Merhaba
    Öncelikle hakkınızda hayırlısı olsun diyorum. Ben ilk defa bu siteye girdim ve böyle bir şeye cevap yazıyorum. Tevafuk.... Böyle bir şeye kalkışmamin sebebi benim evlilik hikayemle neredeyse ayni olmasi... Sanki hayatımı okuyor gibi oldum. Ayni şekilde evlilik aman aman gündemimde değilken, ideallerim varken, arkadaşımın zorlaması ile eşinin sohbet arkadaşı ile tanistim. Ilk görüşmemiz ve takıldığım kısımlar benimki ile birebir... Tam olumsuz donecekken bir iç sıkıntısı ile dönmem tekrar görüşmeye karar vermem ayni. Daha sonraki görüşmelerde sizi etkileyen zeka, ılımlı tavır, mantık beni de etkilemişti. Gerçekten çok benzeyen böyle bir hikaye okuyacagimi hele ki bu saatte ilk defa rast geldiğim bir sitede söyleseler inanmazdım.
    Sonuç olarak biz evlendik... Nisanlanirken bile yüzde yüz emin değildim. Ama sonrasında aşık oldum. Hemde öyle böyle değil. Şu an 4 yıllık evliyiz ve hayatımı onsuz düşünemiyorum. Yaşındayken bile özlüyor, her bir kelimesi ile eşime tekrar aşık oluyor. Iyi ki evlenmisim demekten kendimi alamıyorum. Kıyafetlerini ben alıyorum, seciyorum o da zevkle giyiyor. Bana verdiği destek olmasaydı asla geldiğim yere gelemedim.Evet hala Anadolu çocuğu ama yanımda tam bir beyefendi. Önceleri dış görünüm için olan endişelerim şimdi tam tersi çünkü hamilelik kilolarını henüz veremedim. Aşık olduktan sonra bana öyle yakışıklı geliyordu ki evliliğimizin ilk yılları eşim bana asla yapmamasına rağmen ben kıskançlık krizlerine giriyordum.
    Uzun lafın kısası görünüm,zevk,makam, maddiyat bunların me olacağını asla bilemezsiniz. Herşey bir anda tepetaklak olur. Önemli olan gerçekten karakteri... Eğer ilerde eşiniz ve çocuğunuzun babası olabilecek karakterde bir adamsa gerisinin pek de bir önemi yok. Erdemleri kusurlarını örter. Iyi bir görünüm, still sahibi olmak, iyi bir meslek ve gelecek birer erdem degildir.

    YanıtlaSil
  17. 2.maddede adamın huzur istediğinden bahsetmişsiniz ama bu bana göre birazcık yanlizligin verdiği ki ailesi pek ilgilenmemiş ilgi hissi olabilir ki bu da herkesin kaldirabilecegi bir şey değil bence

    YanıtlaSil
  18. Bu konu hakkında ben de bir şeyler söylemek istiyorum nabrut. Kendimden yola çıkarak konuyu ele alacağım. Ben eğer biriyle evlilik görüşmesi yapacak olursam karşımdaki kişinin namaz kılan, ahlaklı, merhametli, üniversite mezunu (benimle denk olması için ) ,bilgili ve kültürlü (burası önemli ) , ailesiyle arası iyi olan , sanırım öğretmen ya da memur olsun isterdim (bu da benim tercihim :) ) ,eli yüzü düzgün (yakışıklı olması çok iyi giyinmesi benim için elzem değil ) birazdan buna da değineceğim,agirbasli ve olgun biriyle evlenmek isterdim. Öncelikle görüşmeye gittiğimde kesinlikle sulu laubali şekilde konusulmaması ve evlilikten ne bekleniyorsa kesin ve açık şekilde konuşulması taraftarıyım. Hisler tabiki önemli anladığım kadarıyla görüştüğü kişi iyi birine benziyor ahlaklı, namaz kılan biri bunlar önemli ama his konusunda tereddüt yaşıyor arkadaşımız his önemli bence eğer kalbinde bir sıcaklık üçüncü görüşmede bile oluşmadıysa bence şapkayı önüne alıp düşünmek gerek. Bu işin birden fazla boyutu var maddi boyuta gelince bence bunu açıkça konuşmalı eğer dördüncü bir görüşme olacaksa. İleride senden çok maaşım vs olursa bu senin için sorun olur mu diye etraflica konuşmalı diye düşündüm. Bir de kıyafet benim için çok da önemli bir mevzu değil ama arkadaşımız için sanırım önemli bu kadar üstünde durmuş giyinisini begenmemis ama zevkler değişebilir o yüzden bu konuda çok fazla takılmamalı çünkü adam da zaten bu konuda ılımlı konuşmuş ben kıyafetten anlamam demiş çok üzerinde durmazdım ben :) boy konusuna da takılmış bunun için şöyle bir cevap vereyim kavak ağacında da boy var ama kuşlar üzerine pisliyor :) yani bütün herşey bir insanda da toplanmayabilir hem maddi durumu iyi olsun hem yakışıklı uzun boylu olsun hem ahlaklı olsun namaz kılsın keşke :) bence herkesin kafasında belirlediği kırmızı çizgileri olmalı benim kırmızı cizgilerim ahlaklı namaz kılan üniversite mezunu merhametli ağır baslı en azından eli yüzü düzgün bu şekilde ve bir de vazgeçebilecegin şeyler olmalı yani bazı şeylerden vazgeçebilmelisin örneğin çok uzun boylu olmasa da çok iyi giyinmese de olur gibi .Bir de istihareye mutlaka devam etmeli diye düşünüyorum. Devam etsin. son olarak da şunu söyleyeyim eğer son bir görüşme olacaksa kafasindakileri açıkça konuşsun soru işareti kalmaması için ve artık karşı tarafı da çok fazla umutlandırmadan ne yapmak istediğine karar versin diye düşünüyorum biraz dağınık oldu ama inşallah yardımım dokunur :)

    YanıtlaSil
  19. Arkadaşa acizane tavsiyem aileler birbirine denkmi*İki aile biraraya geldiğinde arada her bakımdan fark var mı* Ufak tefek farklılıklar herkesde olabilir.Ama daha fazla ise sorun teşkil edebilir.Konu ciddileşiyorsa memleketinden ve arkadaş çevresinden de araştırılabilir.Arkadaşın aklına takılan diğer konuların ise karşılıkla saygı çerçevesinde aşılabilir olduğunu düşünüyorum.Eğer iyi özellikler fazlaysa olumlu bakabilir.Allahu Teala her iki taraf için de haklarında hayırlı olanı nasip etsin.Fatma

    YanıtlaSil
  20. Yorumlarda bir çok şey yazılmış zaten. Ben yakın zamanda 6aylık evlilik görüşmesi sürecini ağır buhranlarla bitirmiş birisi olarak şunu eklemek istiyorum, istihareye 7gece devam etsin. Ben görüşmemin son zamanlarında yaşadığım bunrandan bu şekilde çıktım. Bu arada istiharede bir şey görmek diye bir olay yok, sahih sünnette olan şey o durumun kişi hakkında hayırlı şekilde sonuçlanması için dua etmek. Ben 7.istihareyi tamamladıktan sonra inanılmaz ferahlamıştım, ve daha net görebildim olmayacağını.
    Hisler önemli, ve böyle düşünmekte de bi sorun yok. Elini tuttuğumu hayal edemediğim bir adama evet diyemem. Sadece çok iyi bir insan diye evlilik yapılmaz. Hadisi şerifte bile bir kadın güzelliği için nikahlanabiliyor, Peygamberimizin şu dört şey için evlenilir sediği 4evlilik kriterinden birisi.
    İş güç meselesi önemli, şahsi görüşme tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki çoğu erkek maalesef bunu sorun ediyor. Bir de tabi kendi içimizde sorun edip etmediğimiz de önemli. Mesele maaşların düşük yüksekliği değil, kadın olarak biraz erkeğin üstünlüğünü hissetmek istiyoruz. Ben şöyle değerlendiriyorum, maaşı benim kadar olmayabilir ama yanımda gururla ‘eşim bu işi yapıyor’ diyebiliyor muyum. Açıkça yazayım, mesela üniversitede akademisyenlik, veya bir kurumda müfettişlik vs. Biraz prestiji olan bir işse maaş denkliği şart değil. Bazısına maddiyatçılık gibi gelebilir ama inanın yüksek mevkilerde çalışan kadınlar için maalesef böyle bir problem var.
    Allah hayırla sonuçlandırsın inşallah güzel haberlerini de okuruz arkadaşın:)

    YanıtlaSil
  21. eğer hissi anlamda pek birşey yok demeseydi arkadaş diğer bütün sorunlar halledilirdi derdim ama hissi anlamda pek birşey yok dediği için olmaz uzatıp da daha fazla ümit vermesin çocuğa

    YanıtlaSil
  22. Çok zor ya Allahım! çok zor !

    YanıtlaSil
  23. Hemen hemen aynı durum benim başıma da geldi.Hatta çok uyuyor diyebilirim. Ben konuşma tarzına takılmıştım mesala. O güne kadar buna dikkat ettiğimi bilmiyodum ama benim için çok önemliymiş sonradan anladım.Yanında konuşurken muhabbet akıyor ama ben sıkılıyodum. NE hissettiğinle, yanındayken kendini nasıl hissettiğinle alakalı olduğunu düşünüyorum.Her konuda sana destek olması güzelde sonra bu ne şekilde devam edecek mi yoksa Lafta mı kalacak.Söylediğim her şeyin onaylanması çokta hoşuma gitmemişti. Kendi fikrimi yok yoksa bi olsunda sonra hallederiz diye mi düşünüyor demiştim. (Çoğu da böyle düşünüyor. Gözlemim bu genelden yola çıkarak söylüyorum.)Netice olarak bir gün görüşmeye giderken kendime bu adamla evlenip tüm hayatını her koşulda onla geçirirmistim demiştim. İçimden kocaman bir hayır sesi yükselmişti. Bende o sesi dinlemiştim. İyi bir örnek miyim bilemem kimilerine göre çok ince eliyorum. Ama bana göre hala doğru bir karardı. Çünkü kimse o içimdeki hayırı duymamıştı. :)

    YanıtlaSil