Çalıkuşu’na olan düşkünlüğümü eskiler bilir. Hatta zamanında Fahriye Evcen’li Çalıkuşu dizisinin neredeyse tüm repliklerini çıkarmıştım.

Bu dizisinden sonra da Çalıkuşu’nun vermiş olduğu torpile dayanarak Fahriye Evcen hayranı oldum. Hatuna bayılıyorum. 

Murat Yıldırım hayranlığım ise Asi dizisi ile başlamış, Kim Milyoner Olmak İster programındaki sunuculuk performansı ile sona ermişti.

Fahriye Evcen ve Murat Yıldırım deyince Sonsuz Aşk filminden bahsedeceğimi tahmin etmişsinizdir. Aslında filmden hiç umudum yoktu ama Fahriye için de izlemek istiyordum. 


Umudum yoktu zira Türk filmlerindeki orijinal senaryo sıkıntısı malumunuz. Üzerine bir de Murat Yıldırım’ın yarışma programındaki eşsiz(!) performansı eklenince izlemeye pek gönlüm yoktu. 

Sinemaya gidip dünyanın en büyük problemlerinden biri olan “ne izlesek” ile baş başa kalınca mecburi bir tercih oldu. Beklentilerimizi çok düşük tuttuğumuz için mi bilmiyorum ama filmi çok sevdik!

Bir kere filmin müzikleri çok kaliteliydi ki iyi müzik bir filmi direk bir üst seviyeye taşıyor. Zaten bitiş jeneriğinde de gördük ki müzikler Toygar Işıklı imzası taşıyormuş.


Profesör olan Can (Murat Yıldırım) ile gündelikçi olan Zerrin (Fahriye Evcen)’nin hikâyesini anlatıyor diye bir giriş yapsam kültür çatışmasını konu edinen klişe bir konu sanabilirsiniz ama öyle değil. Mevzu zengin oğlan, fakir kız meselesi hiç değil. Çok eğlenceli, romantik komedi tadında başlayan bu filmin sonlarında mendile ihtiyaç duyuyorsunuz ve klişe bir sonla da bitmiyor.

Fahriye oynadığı klasik karakterlerin aksine bıcır bıcır, deli dolu bir karakteri canlandırmış.

Murat Yıldırım’a gelince anladım ki beyefendi bir yarışmayı sunacak doğaçlama yeteneğine sahip değil ama ezberlediği text üzerinden oynadığı rollerde devleşiyor.