Neden Kore Dizileri sorunun çok geniş bir yanıtı var. Hepsine tek tek girmeyeceğim. Ama Kore dizilerine bizi bağlayan en önemli unsurlardan birisi kültürlerimizin çok benziyor olmasıdır.
Zaman zaman bunlara örnekler veriyorum ama son izlediğim dizi tüm bu benzerlikleri özetler nitelikteydi.

Son izlediğim Reply 1988 adı ile müsemma bir dönem dizisiydi. Ve bu dönemde yaşananlar ve insanların yaşayış şekli öylesine bizdendi ki yıllardır Kore dizisi izlememe rağmen benim bile şaşırdığım benzerlikler vardı.

Bu yazıyı hem neden Kore dizisi diye merak eden genel okuyucuma hem de diziyi izleyen ve izlemek isteyenler için diziden bağımsız olarak yazdım.


Geçelim diziden yakaladığım karelere...

Dizide kahkahalar attığım bir görüntüydü şu:



Telefondaki danteli görünce durdurup görüntüyü annemlere de
gösterdim. Bu konuda benzerlik gösteren başka bir ülke var mı merak ediyorum. Ben masanın üzerine neden dantel örtüyoruz anlayamamışken insanımız bir zamanlar telefonun hatta televizyonun bile üzerine dantel örtüyordu. İlginç ki, Koreliler de örtüyormuş.



Yine beni çok şaşırtan bir başka olay komşuların evde eksik olanı çocuklar vasıtasıyla istetmesiydi.
Komşudan bir kase pilav iste!
Hatta bir de evde değişik ve güzel bir şey piştiğinde hemen komşular birbirlerine götürüyordu. Bizde de vardı dememe gerek yok sanırım. Ama nasıl ki biz bu değerlerimizi kaybettiysek onlar da kaybetmişlerdir diye düşünüyorum.



Kömürlü soba sistemleri bizden farklıydı ama onlarda da gazdan zehirlenme gibi durumlar oluyormuş. 



Dizide ev sahiplerinin her sabah evlerinin önünü süpürmesi ve hatta toz olmasın diye sulaması da bir diğer acayip ve açıklaması zor benzerliklerdendi. 



Öğrenciler hala bu fala bakmaya devam ediyor mu bilmiyorum ama bizim zamanımızda şöyle bir fal sistemi vardı:
Önce sevdiğin kişinin ismini yazardın, sonra kendi ismini ve sonra da o günün tarihini yazı ile yazardık. Aynı harflerin adedini sayar çıkan rakamları sıralardık. Sonra bir sağdan bir soldan aldığımız rakamları toplayarak son 2 rakam kalana kadar işlemi tekrar ederdik. Ve çıkan rakam sevdiğimiz kişinin bizi sevme ihtimaline denk gelirdi. Aynı yukarıdaki replikte olduğu gibi.
Bu sistemi kim kimden aldı, yoksa her iki tarafta Hollywood filmlerinden falan mı öğrendi bilemiyorum tabii.



Ve uzun yııllardır görmediğim o rezil, rahatsız edici taytı gördüğümde çocukluğumu hatırlayıp tebessümler saçmış olabilirim. Tek de değilimdir.



Bu bebekleri görünce de şöyle dedim;
"bu bebekler taa Türkiye'ye kadar gelip nasıl meşhur oldu acaba?"
Bizde yoktu ama bir çok ahbabımızın evinde bu bebeklerden olduğunu, oynayamadığımızı çünkü çok kıymetli bir şey gibi vitrinlerde saklandığını hatırlıyorum.



Bu sahnede de tabii ki aklıma çocukluğum geldi. Dizide evin babası ama bizde evin babası değil de küçük çocuğu olarak kumandası olmayan televizyonun kanalını ayağı ile değiştirmek görevi benimdi. Hahah! Demek ki bu çözüm yolu da gelenekseldi. Yine yukarıdaki görüntü de gördüğünüz saat de bir çok evde vardı. Altında dönen toplar vardı hatırlar mısınız?



Bu geleneksel mi, Kore ile benzerliklerimizden mi bilmiyorum ama bana benzediği kesin. Çocukken önce kremasını yemek benim de adetlerimdendi.



Benim ilkokula gittiğim zamanlardı. Gazeteler hediye olarak bu kağıt bebeklerden veriyordu. Gazete büfemizdeki amca bunları gazeteden ayrı olarak para ile satıyordu. Bende sayısını hatırlayamadığım kadar çok vardı. Bayılıyordum.



Hala var mı bilmiyorum ama bizim zamanımızda bir de bu zincir mektuplardan vardı. Biz yapardık da. Şimdilerde zincir mesajlar var sanırım. İlkokullu yeğenlerimden biliyorum. Çünkü bu mesajlardan bana da geliyor.



Halının altına koyup manuel ütüleme tekniği Kore'de de varmış.



Kedi beşiği (bu ip oyununa bu ad veriliyor) o yıllarda bizde de çok meşhurdu.



Keçeli kalemlerle tırnaklarını boyamayan yoktur sanırım. Bu kadar küçük bir ayrıntının bile dizi de geçmesi çok hoştu.



Ayakta kalanlara üzülüp bari çantanı ben taşıyım diye düşünen ve bunu uygulamaya döken tek millet de biz değilmişiz.



Bezleri kaynatarak temizlemeyi bence Koreliler bizden öğrenmiş. :))



Bu oyunun adı neydi_? Hala oynayanlar var mı acaba? Biz çocukken bayılırdık.



Evin büyüğünü beklemek, büyük yemeye başlamadan yememek de bize özgü değilmiş. Bu güzel haslet Kore'de de varmış.



Sanırım en çok şaşırdığım ve güldüğüm mevzulardan biri de bu kutlamaydı. Oğulları üniversiteyi kazanınca tabiri caizse davul zurna çaldırmaları çok "Türk"çe bir hareketti.



Taek'in odasındaki geyikli atlı halı ise bana her seferinde babannemin evindeyiz hissi veriyordu.


****

Benim diziden alabildiklerim bu benzerlikler. Atladığım ya da alamadıklarımda vardır elbet.

Neden Kore dizilerini seviyorsun, neden Kore dizileri izliyorsun diyen birine bu yazıyı yollayabilirsiniz. Daha iyi ifade etmek zor olur sanırım. Çünkü; komşu olmadığımız, göç, mübadele gibi hiç bir durum içine girmediğimiz yani kültür alışverişine olanak sağlayan bir durum olmadığı halde çok uzak bir ülkenin geleneklerinin, yaşayış şeklinin bize bu kadar çok benzemesi şaşırtıcı ve bizi onlara yakın hissettiriyor.

Bu benzerlikler burnumuzun dibindeki ülkelerden birinde olsa hiç şaşırmam, illaki kültür etkileşimi ve aktarımı olmuştur diye düşünürdüm. Ama yukarıda söylediğim sebeplerden dolayı hiç bir kültür aktarımı olmayan bir ülke ile bu kadar benzer noktalarımız olmasını harikulade buluyor, bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı da Kore sinemasını severek takip ediyorum, ediyoruz.

Yarın dizi hakkındaki yorumum ve dizinin replikleri ile ilgili yazımı şuradan okuyabilirsiniz. 


Facebook Kore Dizileri Sayfamı takip etmek için: https://www.facebook.com/koredizifilmreplikleri1

Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım