Neden tüm rahatsız edici, üzücü ya da sinir kat sayınızı arttıran mevzular, hep geceleri yatağımıza başımızı koyduğumuzda aklımıza üşüşüyor?
Yatıyorsun ve sağdan sola dönerken, ters düşen kumbaradan dökülen paralar gibi asırlık mevzular bile insan beyninden fırt fırt çıkıveriyor.

Gecenin bir köründe, seni hafızamın bu kadar derunundan çıkaran şey nedir, benim peşimi bırak ve uyumama izin ver deseniz de, tasallutlarından vazgeçmiyorlar.



Höh diyorsunuz, yataktan kalkıp oturuyorsunuz ama işe yaramıyor tabii. Bir hışım daha yatıyor, yorgan pike -artık üzerinize ne örttüyseniz - toparlayıp bacağınızın arasında alıyor ve sağ, sol dönmeye kırk yıllık can sıkıcı olaylar üzerine düşünüp kendi kendinize sinirlenmeye ve sinirlendiğiniz kişileri ilk gördüğünüzde onlara sayıp dökeceğiniz sözleri kafanızda şekillendirmeye devam ediyorsunuz.

Siz sinirlenip, aklınızda şekillenen şeyleri yapma isteği ile doldukça adrenaliniz yükseliyor, uykunuz bilinmez kara deliklere doğru kaçıyor. Peşinden koş ki bulasın!
Sonra, en sonunda, hani uyumanız gereken zamandan epey epey sonra, yorgun düşen bedeniniz beyninize galip geliyor da artık uykunun emin ellerine teslim oluyorsunuz. Ruhunuz teyeran ediyor…


Ve en beteri ne biliyor musunuz?
Sabah kalktığınız da içinizdeki aziz ortaya çıkıyor. Gece uykunuzu kaçırıp sizi sinirlendiren her şey daha affedilebilir hale geliyor, kafanızda tasarladığınız tüm konuşmaları ise rafa kaldırıyorsunuz. Hani beyninizin bir başka gece tekrar düşünüp sinirlenmek üzere ayrılan kısmına koyuyorsunuz.

Büyükler boşuna dememiş zaten “sabah ola hayır ola…”

Not: Başlıktaki sorunun cevabını bende bilmiyorum ama bilim adamları farelere eziyet edip atom gibi bilinmeyen zırvalıklarla -bana göre zırvalık- uğraşacağına daha bilinir, gündelik sıkıntılarımız üzerine kafa yorsalardı, belki bugün size bu satırları Mars'taki villamdan yazıyor olabilirdim. -Bi' ihtimal yani- Hem Mars'ta mükemmel kadın-erkek diye bir şey var olabilir.-Bi' ihtimal yani-