Çetin kış şartları nedeniyle kime nasılsın desem cevabını burnunu çekerek veriyor.
''Hastalar sarmış dört bir yanımı'' diye türkü tutturarak ve ıhlamur içip, ön tedbir alarak sıramı bekliyorum.

Hastalarla ilişki konusunda epey tecrübem var, hamdolsun, ne diyelim.
Bu tecrübelerden yola çıkarak size şunu söyleyebilirim.
Hastalara;
-Turp gibisin maşallah,
-Ben senden daha hastayım,
-Geçer, geçer, bir şeyin yok,
gibi sözler sarf edilmemeli.
Muhatabınızın hasta olduğuna, hatta çook hasta olduğuna inandığınızı, ona inandırmalısınız.



Birde hasta yakını psikolojisi var tabii.
Hastalanan yakının adına o kadar üzülürsün ki, tabiri caizse saldıracak, acını azaltacak bir şey arıyorsun:
Suçlamak.
Neden kendine dikkat etmedi, diye hastayı suçluyorsun, sürekli kullandığı bir ilacı varsa, onu düzenli almadığı için kızıyorsun.
Stresten hastalığın nüks ettiğine dair bir kanıya vardıysan, neden bu kadar üzüldüğüne kızıyorsun.
Yani hasta kişisine kızıp, onu suçlayarak, üzüntünü biraz hafifletmeye çalışıyorsun.
Ne yapayım ya kendine baksaydı biraz! diye içinden küçük nidalar atıyorsun.
Hepsinin sebebi sadece canının acısını biraz azaltmaya dayanıyor.

Durum ciddileştiğinde ise yine en çok kendine üzülüyorsun :
-Ona bir şey olursa, ben onsuz ne yaparım?

Belki de bu psikoloji sadece bende var, benim bencilliğim, tam bilmiyorum, yorumlarınızla durumumun şahsı münhasırlığını anlamış olacağım.

Edit: Bu yazıyı sonra bir müddet sonra, daha yayımlayamadan, yine hasta yakını oldum. 
Ne kadar üzülebilirmişim sınırlarımı çiziyorum, son noktaları zorluyorum.
Uzun zamandır yazı yazamamamın sebebi bu. 
Sizde içinizden güzel dualarınızı geçirirsiniz, biliyorum.
Selametle...