Edebiyat öğretmenim bana bir şiir yazmıştı. Şiirin ismi Etiket.

Aklınızdan romantik düşünceler geçiyorsa yanlış yoldasınız. ☺
Hocam sanki Nefi'nin hicivlerine nazire yazmış, kurbanı olarak da beni seçmişti.
Kısacası şiirde beni yerin dibine sokup sokup çıkarmış, etiket sevdalısı olmakla suçlamıştı.
O yaşlarda etiket ne demek bir türlü anlamıyor, hocam ise bana, benim hırslarımdan ve gelecek planlarımdan yola çıkarak sürekli öğütler veriyordu.
Etiket peşine düşme kızım!

Sonra anladım ne demek istediğini... Çok sonra...
Anladıktan sonra da etiketlerimi yanımda taşımaz oldum. Tabii kimsenin etiketi de beni etkilemez oldu.



-Merhaba ben Doktor Ayşe, ben Öğretmen Mehmet, ben Ateşe İhsan, ben Müftü Fatih, ben Hemşire Nazlı vesaire vesaire....,
diye kendini tanıtırken mesleğini isminin başına ekleyenleri anlayamam, ben kendimi tanıtırken 
-ben Nabrut der, gülümsememi eklerim.

Böyle yapanlarda gözümde büyür, o önünde ezilesi etiketinden mahcup olanlara, kendinden, başarılarından bahsederken zorlananlara hayran olurum.
Kendimde nefsim çoğu zaman galip gelse de, böyle insanları taklit etmeye çalışırım.

Bu yazı; kamu spotu özelliği taşımıyor.
Bu yazı; bana sürekli sorulan bir sorunun cevabı.
-Ne mezunusun? Ne üzerine master yapıyorsun?
-Farkeder mi?