''Çocukluğumda içimde kalanlar'' başlığı ile bir yazı yazmaya başlasam, o kadar uzun bir liste olur ki.
Çünkü çocukken meraklı ve her şeyi öğrenip yapma isteği ile doluydum.
Şıpsevdi!
O yüzden geçenlerde aklıma gelen ''içimde kalmışlıkla'' başlayacağım.
Korkmayın, tüm listem ile sizin içinizi şişirmeye niyetim yok.

İlkokula giderken anneme aylarca yalvardım. 
''Beni folklor kursuna yazdır.''

Hep fıkır fıkır bir çocuktum, kapı gıcırtısına bile kalça kıvıran.
Okulun son günleri eğlence yapılır, biri teyip getirirdi.
Mezdeke veya Angaram'ın güzel oyun havalarını çalar, ilk sahaya çıkıp, etrafı galeyana getiren ben olurdum.
Çok yatkındım.
Benim mutaassıp ve bu kadar yobaz bir kız olacağım kimin aklına gelirdi.
Hahay!


İşte ben böyle şıkır şıkır, fıkır fıkır hopa şinanay yapayım diye kursa gitme isteğimi anneme dile getirdim ama Osmanlı kadını denilen tipin, son yüzyıl temsilcisi olan annem ''hayır,''dedi.
Bitti.
Hayır dediyse hayırdı.
O kadar.

İçimde kaldı.
Genelde her çocuk bir dönem bale kursuna gitme hayali kurmuştur. Ama bale bana göre değildi, çirkin ördek yavrusu olup kuğu gibi süzülemeyeceğimi görecek kadar realist bir çocuktum.

''Niye yollamadın,'' dedim dün, sordum anneme.
Dansöz olurum diye korkmuş. Güldü ama bunun altında bir ciddiyet barındırdığını düşünmüyor değilim.

Not:Bu bir mimdi. Eskaymak bana sormuş, senin çocukluğunda eksikliğini hissettiğin şey neydi, demişti.
Not:Sizin çocukluğunuzda içinizde kalan ilginç şeyler var mı?