Ramazan bitti desek, yeridir.
Son 4 günün içindeyiz.
Bende sizin gibiyim, ne zaman geldi, ne zaman bitti, ne ara bir ay geçti, anlamış değilim.
Daha gelmeden, nasıl tutulacak, nasıl dayanacağız? derken sonuna gelmişiz.

Halbuki bir sürü planım vardı. Ramazanı çok verimli geçirecektim sözde!
Dersim olmadığı günleri çıkarırsam; 
çok geç saatlerde kalkıp, biraz Kuran-ı Kerim okumak ve namazımı kılmak haricinde, ezana kadar Garfield'ın Türk kızı pozisyonunda yatmaktan başka bir şey yapmadım.

Neyse ki yemeği yeyince ağırlık çöken değil gözleri fal taşı gibi açılanlardanım da, sahura kadar yaşamsal faaliyetler gösterebildim.


''Konuyu bağlamaya çalışırken, konudan kilometrelerce uzağa sürüklenen N.F (26) sadede arşın mesafesi kalmışken, mucize eseri kelimeleri toparladı.''

Oruç zor, ama zorluğuna  yaraşır karşılığı olan bir ibadet.
Hele ki yaz aylarında.
Şimdi size diyeceğim o ki; sıcağı bahane ederek ya da hiç bir bahaneye ihtiyaç duymadan orucunu tutmayanlar, her şeyi bir kenara bıraktım, oruçlu insanlara saygı duymayıp, halka açık alanlarda yemek yiyen kimseler bayram yapmasınlar.

Sıcakta bayram yapmakta zor yani, hep onları düşündüğümden.


Hayır, yanlış anlaşılma olmasın. Dinimizde baskı yok. Oruçlarını elbette tutmayabilirler.
Ama tutmadıkları oruçların bayramını yapmasınlar, mert olsunlar biraz.
Saygılar...

Not2: Siz bunları okurken ben çalışmadığım derslerin vizesinde olacağım. Dua edersiniz, biliyorum.