Çocukken tamda bu zamanlarda pazardan iki tane civciv almıştık.
Ben acayip korkarım, insan hariç hareket eden tüm canlılardan..

Uzaktan pek bi' seviyordum da, abim  kutusundan çıkardığında
-anneee deyip koltuğun tepesine...

Neyse efendim, bizim civcivler büyüdü tüyleri değişti özellikle abimle aralarındaki bağ güçlendi.
Hatta abim kendini onların babası gibi hissediyordu buna eminim.
Tavuk babası :)
Belki de horozdu gerçi onu da bilmiyorum.

Bir gün dışarı çıktığımızda onları kutularıyla balkonda unutmuşuz.

Geldiğimizde....

Bunu anlatması üzücü... Hele ki 8-10 yaşındaki bir çocuğun hisleriyle bambaşka.
Manzara gözümün önünde....



Geldiğimizde ikisini de karganın parçaladığını ve yemekte olduğunu gördük.

Şimdi düşünüyorum da durumumuz trajikomikti.
Abimle Küçük Emrah modunda kutunun yanına oturduk dizlerimizi karnımıza çektik ve ağladık, ağladık...

O günden sonra da ''Karga''lardan hep nefret ettim ve balkona geldiklerinde değneklerle kovaladım...

Ve yıllar sonra Nuh suresinin tefsirini okurken öğrendim ki;

''Nuh A.S...
Tufan bitmiş gemi suda seyrederken, kargaları önden salıvermiş.
Kargalardan istediği; keşif yapmaları, karaya çıkabilecekleri güvenli bir yer bulmalarıymış.
Onlarsa keşif yapmak üzere gittikleri kara parçasında leşleri görüp yemeye dalmışlar ve,
Hazret-i Nuh'un beklediği haberi getirmekte gecikmişler.
Döndüklerinde bu duruma celallenen Hazret-i Nuh
-Sesin çirkin olsun, ömrün uzun olsun ve bütün insanlar senden nefret etsin, diye beddua etmiş....''

Not: Hala balkona karga geldiğinde delirmiş kadınlar gibi viledanın sopasını alır koşarım, hala...
Not2: O pazardan alınan civcivlerin akıbeti ile ilgili güzel anıları olan var mı? merak ediyorum.