Başlık biraz tuhaf oldu farkındayım ama konuyu daha iyi açıklayacak kısa bir şey bulamadım. 😃

"Kore Dizi Çevirmeni" arkadaşım dün bana bir mail yolladı.

Görücü usulü bir görüşme aşamasında olduğunu, bazı tereddütleri olduğunu anlattığı şahane satırlarının sonunda sizlere bazı sorular sormuş. 

En çok aldığım mesajlardan birisi çok kaliteli bir okuyucu kitlem olduğu yönünde oluyor. Bu kitle, yani sizler, böyle meselelerde de öyle güzel, öyle yol gösterici ve bambaşka bakış açıları kazandıran yorumlar bırakıyorsunuz ki, eminim bu konu hakkında da güzel yönlendirmeler yapacak, en olmadı güzel duanızla arkadaşımın yanında olacaksınız.

Sözü görücü usulü-zede arkadaşıma bırakıyorum...


Sevgili Nabrut...


Blog'unu hep takip eder lakin hiçbir zaman oradaki hikayelerin öznesi olabileceğimi düşünmezdim... Hoş hala bir evlilik hikayesinin öznesi sayılmam... Lakin yürüttüğüm bir "blind date" :) olduğundan; akla, tecrübelilerin önerilerine ihtiyacım var. Hem de en acilinden.

Uzatmadan esas meseleye geçiyorum. 

Liseden çok samimi olduğum bir arkadaşım var, onun çalıştığı iş yerinde bir beyden bahsediyor bana her buluşmamızda. Bundan 4 5 ay öncesinden bahsediyorum. İsmini dahi bilmediğim birinden sürekli bahsediyor, siz çok güzel olursunuz filan gibi şeyler diyor. Ben geçiştiriyorum. Çünkü okulum, işim, tezim bir sürü bir şeyim var... Evlenmek de birazcık gündemimde ama "hadi tanışalım" bari diyecek kadar değil. Neyse arkadaş bir ara sürekli bahsederken gün geldi hiç bahsetmemeye başladı. Ben sormuyorum elbette. "Herhalde çocuk başka birileriyle görüşmeye başladı" falan diye düşünüyorum kendi kendime. 

Gel zaman git zaman arkadaşım bir gün beni arıyor, bu arkadaşım evli. Kocasının gittiği sohbet grubunda, o beyefendinin de olduğunu kocasıyla da oturup kalkmaya başladıklarını söylüyor bana telefonda. "Tamam ama bundan bana ne?" diyecekken, demiyorum. Neyse uzun zaman geçip tekrar konusu açılınca tamam diyorum, "tanıştırın."

Bundan 20 gün önce falan 4'müz buluşuyoruz. Çocuğu ilk görüyorum ve fiziki görüntüsünü görünce "yan yana müsamere çocuğu gibi oluruz" diyorum içimden. (Benden 5 cm ya uzun ya değil) Neyse çaylar içiliyor arkadaşlar müsaade istiyor, kalkıyorlar. 

Çocukla baş başa kalıyoruz, başta konuşacak hiçbir şey bulamıyoruz. Sonra sonra o ne yapıp ettiğinden ben kendi hayatımdan bahsediyorum falan. (Bu arada giyimini hiç beğenmiyorum ben, zaten bir insanı önce dış görünüşüyle anlamdırırız malum. Marka giyinsin demiyorum ama daha özenli olabilirdi). O bana göre daha "Anadolu Çocuğu" ben ona göre daha başka bir yerdeyim. İlk gün bunu hissediyorum. Çok aşırı çekingen geliyor bana. Ben mesleğimden dolayı insanlarla sürekli iletişim halinde olduğumdandır belki pek zorluk çekmem zaten. Neyse... 

Çocuk eli yüzü düzgün, ahlaklı, terbiyeli, benim hassasiyetim olan -abdestli-namazlı- gillerden... Bunlar elbette hoşuma gidiyor lakin yine de bu yanımda pasif duruyor gibi hissi yüzünden ilk görüşme benim açımdan olumsuz geçiyor. 

Arkadaşım ertesi gün sonucu soruyor bana, "iyi hoş, aklı başında çocuk ama olmaz" diyorum. "Neden" diyor, yukarıda saydığım şeyleri söylüyorum. "Sen bu kadar şekilci bir insan mıydın, ben temiz ahlaklı biri istiyorsun sanıyordum" diyerek adeta beni paylıyor. Üzülüyorum tabii. Üzerine düşünüyorum. 2-3 gün geçiyor içimi bir şeyler rahatsız ediyor, birkaç arkadaşım "keşke ikinci görüşseydin" gibi şeyler söylüyorlar. Ben trenin kaçtığını söylüyorum. Ama içimde de anlamsız bir üzüntü var. Gerçekten bir kere daha görüşmeli miyim, hissi... 

O sırada maneviyatına çok inandığım bir ablam beni arıyor, konuyu ona açıyorum. "Bu zamanda öyle insan az bulunuyor, keşke bir şans verseydin" diyor. "Boy pos, kılık kıyafet halledilirdi" diyor. Onunla telefonu kapatıp arkadaşımı arıyorum, "çocuğa söylediniz mi" dediğimde "hayır" diyor. Eşim uygun olmadı arayamadı daha diyor, "hem çocuk da olumlu imiş, senin olumsuz olduğunu nasıl pat diye söyleyelim" diyor. Ben tabii şok! Üzerinden 2 gün geçmiş, çocuğa da hala söylememişler. Bu arada kocasını aramasını istiyorum, kocası hala çocukla konuşmamış oluyor. "Tamam" diyorum o sırada telefonda, "görüşelim 2.kere."

Birkaç gün sonra biz bu beyle 2. kere görüşüyoruz. Kafa yapısı, dünya görüşü, konuşmaları hepsi benim istediğim gibi. O kadar mantıklı ve makul şeyler söylüyor ki erkeklerin pek de akılla hareket etmeyen yaratılmışlar olmadığını düşünen ben şoktan şoka giriyorum. Bunun yanında sigara içmiyor ve bu benim için Ten points goes to Damat Bey oluyor direk. 2. günde çocuğun heyecanını biraz daha atmış olduğunu görüyorum, en azından ilk görüşmedeki gibi elleri titremiyor. Bu arada onun olumlu olduğunu hissediyorum konuşmalarından... Ben ise gelgit'in dip noktalarındayım, içimden "zaten boyun benle, bari güzel giyin" dediğimi bile hatırlıyorum... 

Her neyse... 2 saat sonra falan sanırım, ben "olumsuzum galiba daha giyinmeyi bilmiyor adam, şu parmağımdaki yara bandını görüp de sormazsa ben bu çocuğu kafadan elerim, ilgisiz alakasız olduğu anlaşılır" diye düşünürken parmağımdaki yara bandını fark edip nasıl olduğunu soruyor. 

Dikkatinden kaçmamasına da şaşırıyorum, sormasına da, kafamdan geçirdikten 5 dk. sonra böyle olmasına da... Masterda çalıştığım konuyu soruyor, ilerde benim yapmak istediklerimi soruyor, eğer görüşmeler sonucu olumlu olursa hep destek olabileceğini söylüyor. Tabii o böyle konuştukça "dünyada böyle adam mı varmış" diye geçiriyorum içimden. Çocuk içimden geçirdiğim her şeye sorduğum her soruya akıllı, abartmadan, övünmeden ve ezilmeden cevaplar veriyor.

Ama ben kötü giyiniyor, fazla çekingen, boyu benle falan diye düşünüyorum bu sırada. Sonuç olarak o gün de tabiri caizse bizden bir nane olmuyor. Kalkmayı teklif edecekken ben, "Hafta içi iş çıkışı bir de yemek yesek uygun olur mu haddimi aşmazsam" diyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum. "Evet" desem neden evet dediğimi bilmiyorum, "hayır" desem neden hayır dediğimi bilmiyorum. 
Beyefendinin yüzünde bir gülümseme var. Ve ben hayır diyemiyorum. "Olur" diyorum...

2. görüşmenin ertesi gününde arkadaşımdan numaramı alıyor. Mesajda müsait olduğum günü soruyor. Gün belirliyoruz, 3. buluşmaya da gidiyorum. Şık bir restoran, bakıyorum yine salaş ötesi giyinmiş. Elbette deliriyorum ama neyse diyorum kendi kendime, sakin kalmayı başarıyorum. Yemek sırasında, herkesin neden grand-tuvalet giyindiğini anlayamadığını söylüyor. Yani adeta yarama basıyor. Ben de diyorum ki "böyle bir ortamda öyle giyinmek normal olan." İşte kıyafet konusu açılınca aklımdan geçirdiklerimin birazcığını, kırmadan söylüyorum. "Giyinmeyi bilmiyorum ben estetik zevkim zayıf" diyor. Aramızda olumlu bir şeyler gelişirse kılık kıyafete özen gösterdiğimi, o zaman da göstereceğimi söylüyorum, "sen bana yakıştırır, benim için seçersen ben zevkle giyerim seçtiklerini" diyor. Ben yine şok. Ek olarak bu görüşmede o utangaçlığını biraz daha atmış oluyor. Ama yine de o avukat ben hakim gibi duruyoruz... (Bilmiyorum belki bana öyle geliyordur.) Bu sanki dominant olan benmişim hissi 3. günde de beni rahatsız ediyor. Ancak bunun dışında her şey o kadar iyi ki... Çocuk benim dualarımda istediğim her şeye (çoğuna) sahip... 

Ve gelelim benim en çok kafamı karıştıran şeye, o her ne kadar ileride benim kariyerime destek olacağını söylese de bu durum biraz ürkütüyor beni. Çünkü maaş ve mevki olarak ben ondan bir tık daha iyi durumdayım. Onun da işi gücü yerinde bu arada ama benim ilerlemem mümkünken şu an için onun öyle bir durumu yok gibi duruyor. Diyeceksiniz ki "olmadan olacağı bilemezsin." Evet tam olarak bahsettiğim bu:

1-İleride bu durum -kompleksli bir insan olmasa bile- bizim için sorun teşkil eder mi? ederse ne olur...

Bu arada o benim yaşadığım/memleketim de çalışıyor. Yani ailesi burada değil. Son 1 yıldır yalnız yaşamanın verdiği düzen (oğlak burcu), sessizlik gibi şeylere çok alışmış. Ailesinin sık gelmediğinden ve kendisinin de çok gidemediğinden de bahsetti.

2-Biraz ailesine kırgın gibi hissettim ben çünkü liseyi yatılı okumuş, üniversiteyi farklı bir şehirde çok zor şartlarda okumuş falan... Üzerinde bunların da verdiği bir 'mahsunluk' var. Evlilikten beklediği şey ise "huzur"muş. Hepimizin aradığı gibi...

Tamam bitiriyorum. :) 

Kafam acayip karışık. Daha önceki blind datelerde ikinci görüşme bile olmamışken bu hikayenin bu noktaya gelmesi beni de düşündürüyor. 

Ne hissettiğimi merak edenler için söylüyorum, hissi anlamda pek bir şey yok. Ama manevi olarak yaşantısı, karakteri, bana olan aşırı saygı ve kibarlığı yüzünden de olumlu gibiyim. 

3-Elbette evlilik için ne gerekir, evlenirken neye göre karar verilir herkes başka bir şey söyleyecektir ancak takıldığım şey şuanda ne yapmam gerektiğini hiç bilmemem... 

4-Eğer dördüncü bir görüşme yapacaksam "aslında olumlu değilim ama denemek istiyorum" mu diyeceğim. Yoksa dördüncü bir görüşme onun açısından yıpratıcı mı olur... 

5-Ve benim bu yukarıda bahsettiğim farklılıklarımız bizim için ne kadar problem olur? 

6-Mesela bu farklılık dediğim şeyleri tolere edebilmek için içeriden bir hissin mi vuku bulması gerekiyor?

Evlilik acayip bir kararmış. Aşık olup hemen evlenen insanlar düşüyor aklıma, sonra içten içe tebrik ediyorum onları. Şimdi ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum. İstihare önerisinde bulunacak olanlar varsa diye yazayım, dört gündür olumlu ya da olumsuz hiçbir şey görmedim. Uyanırken olumsuz bir his ile uyanmıyorum ama... Hoş istihare ile amel etmeyeceğiz ama yine de görsem iyi olabilirdi. :) 

Ve bitirdim. :) Benim için elbette karar verecek bir merci yok, lakin tecrübelerinize dayanarak belki verecek birkaç öneriniz vardır... Şimdiden teşekkür ederim ^^