Bir çok evlilik hikayesi okuduk şimdiye kadar…
Kaçarak evlenenler, kaderini rüyasında görenler, büyük konuşanlar, akraba evliliği yapanlar, ya da sevdiğine kavuşamayanlar…

Ama hiç küçük gelin hikayesi okumamıştık. Hikayeyi bana İlk Yağmur Damlası rumuzuyla tanıdığımız eski bir blogger arkadaşım gönderdi. Kendisi küçük gelinlerden birisi. Onun evliliği acıklı ve dramatik olan küçük gelin hikayelerine hiç benzemiyor.

Yıllar evvel bu hikayesini bloğunda okumuş çok etkilenmiştim. Sizi de etkileyeceğini düşündüğüm bu hikaye ile aranızdan çekiliyor sözü hikayenin baş rolüne devrediyorum.


Yıl 2001…

Ben liseye yeni başlamışım. Anadolu lisesine gittiğim için de hazırlık sınıfında okuyordum. Bende tam bir liseli genç kız edası var, biraz toz pembe bakıyorum hayata; neşeli, yaramaz biraz çılgın, şen şakrak…

İşte genç kızlığa yeni adım atıyorum ya, tabii havamdan geçilmiyor, hani o tiplerdenim. (ah ah ne günlerdi....)

Eşim de tam o zamanlar Kpss ile memur olmuştu. Eşim kuzenimdi ama biz öyle çok yakın değildik. Çünkü uzak mesafelerde oturuyorduk. Bu sebeple ailelerimiz birbirine çok gidip gelemezdi. 
Yani sözün kısası çok, aman aman samimi değildik. Eşim memurluğu kazanınca teyzem yana yakıla kız aramaya başlamış. (Bizim oralarda nedense işi eline almış diye hemen evlendirirler) Tabii bizim haberimiz yok, nerden olsun bayramda seyranda anca görüşüyoruz. (haha! Bende yeni fark ediyorum bak) 
Neyse o sıralar annem bir rüya görüyor:

Babam, annem, eşim, ben. Hep beraber bir akarsu kıyısındayız, tertemiz bir su akıyor ama etraf filan harika yemyeşil.  Ben ve eşim oturmuşuz nikâhımız kıyılıyor, annem ve babam da bizi seyrediyor. Hatta annem rüyasında babama; bey kızımız evleniyor ne diyorsun, diye soruyor. Babam da kendinden emin bir şekilde birazda tebessüm ederek başını sallıyor. (ölülerin konuşması iyi değil derler ya rüyada).

Babam 92 yılında şehit olmuştu…

Annem rüyanın etkisinde kalmış, kimseye de söyleyememiş garibim, zaten eşimi küçüklüğünden beri severmiş, hep söyler. Yeğenini herkes sever ama bizimkisi hissediyormuş herhalde. 
İşte annem bu rüyayı gördükten 1 ay kadar sonra teyzemler bizim kapıyı çalıyor hem de ne çalma öyle bir istemeye geliyorlar ki sormayın gitsin.

Bizim kapıyı çalmışlar, evet ama maalesef o gün biz evde yoktuk. çünkü dayımlara gitmiştik o zamanlar cep telefonu da bu kadar yaygın değildi. yaz tatiline girince şehrin dışında bir köyde imamlık yapan dayımı ziyarete gidelim dedi. 

Biz dayımlarda iken ikindi sularında dayıma bir telefon geldi. Ortanca teyzem müjde veriyor. Çünkü ailede ilk evlenecek olanların biz olması ve akraba evliliği olmasına herkes hevesleniyor. Dayım anneme, annem de bana açtı konuyu.

Annem razı, gözlerinde görüyorum kararlılığını. Ben ise ağlıyorum ve diyorum ki; babam olsaydı veremezdin beni!

Hepimizden yaşlar dökülüyor. Abim zaten 16 yaşında ki abi bile denmez. Dayım ve yengem beni ikna etmeye çalışıyorlar. Şöyle bir baktım benden başka herkes mürüvvetimi düşünüyor. Öyle böyle derken ağlamaya ara verdiğim bir sıra evet gelsinler demişim, hatırlamıyorum. 

Anlayacağınız tam manası ile kandırıldım. Dayım o kargaşanın içinde Ya Allah hadi gidiyoruz Antakya’ya seni istemeye gelecekler deyip bizi kaptığı gibi evimize götürdü.

Gecenin bir yarısı eve döndük, teyzemler geldiler. Teyzemler geldiler dediğime bakmayın, ben eşimin de gelmesini beklerken yok, o gelmemiş. Hâlbuki herkes benden pek çok daha hevesli olduğu için eşim ne düşünüyor merak etmiştim. İnsan istediği kızı görmeye gelmez mi arkadaş! 

Bu arada ben çay yaptım, teyzem, eniştem, dayımlar çay içiyoruz. Eniştem çağırayım şunu, dedi bir ara ama saat 12 ve bizimki arkadaşlarıyla geziyor, kendisine kız isteniyor haberi yok. Haha!
Zaten teyzem ben isteyeceğim, sen ne dersen de diye resti çekmiş. O da dayanamamış ne yaparsan yap, demiş. Ciddiye almıyordu herhâlde. 

Sonuç olarak kısmet olacak ya ikimizden de bir adım olmadığı halde çok önlerine geçemedik anlayacağınız.

Sonra bu geldi. Ben hala işin gırgırındayım, nasıl olsa istemez kurtulurum kafasındayım. Çay, çorba içildi derken, anam baktım herkes ciddi gidiyorum ben lan, son bir hamle yapmam lazım, diye düşünürken bir baktım dayım başladı Kuran-ı Kerim okumaya! Meğerse ben mutfaktayken isteme bitmiş, Kuran-ı Kerim okuma, dua etme faslına geçilmiş bile.

İki gün içinde nişan hazırlıkları yapıldı, bir güzel nişan oldu iki ay içinde de düğün hazırlıkları tamamlandı.

Bir de baktım ki anaaa evden beyazlar içinde çıkıyorum. Daha bir şey yaşayamadan, kardeşlerimle kavga bile edemeden onların ergenliklerini göremeden gidiyorum. Annem deli gibi ağlıyor. 
Bana ben ne yaptım sana der gibi son bir bakışı vardı ki hala unutamıyorum canım anam.

Kardeşlerim daha küçücükler. Bu nasıl düğün Ya Rabbim herkes ağlıyor, sanki evden gelin değil ölü çıkıyor. Bana her sarılan babamı hatırlıyor, babasız mı gidecektin diye ağıtlar yakıyor (inanın çok kötüydü) (Editörün notu: İnanmamak mümkün değil, okurken bile gözlerimiz doldu, şahit olanlar neler yaşadı kim bilir.)
Amcalarım ikisi iki koluma girdi, beni arabaya kadar indirdiler 
Arabadayım. Eşim yanıma oturdu, elimi tuttu, o kadar kararlı bir şekilde baktı ki gözlerime Hatice, dedim içimden, korkma artık bu adam senin kaderin bak gör çok mutlu olacaksın.
Düğün bitti, biz haftasına İstanbul’a geldik çok geçmedi yani İstanbul’daydık ve yalnızdık zurnanın zırt dediği yere gelmiştik işte! Artık herkesin ne olduğu çıkacaktı haha! (sanki suçlu araştırıyorum) 

Velhasıl ben ve eşim zamanlar birbirimizi tanımaya başladık. Gerçi o beni tanımaya başladı, adam işten eve, evden işe ben sabahtan akşama kadar yat. Ne yemek yapmayı biliyorum ne de iş! Haha! 
Ama benim canım kocam sabretti, dayandı bir gün yaktım, iki gün yaktım ama üçüncüde öğrendim. Onunla beraber bende sabrettim anlayacağınız bir günden bir güne sen nasıl kadınsın demedi, sen yapamazsan gelince beraber yaparız, dedi.

Şimdi soruyorlar bana pişman mısın? Bende şunu diyorum o kadar mutluyum ki iyi ki evlenmişim diyecek kadar hem de. (zaten evde kalsam beni kimse almazdı) Çok ama çok mutluyum, huzurluyum. 10 yıl oldu zaten. Tabii acı tatlı günlerimiz oldu, ama güldüğüm günlerim daha çok diyebilirim. Ağladığım günlerde sadece bebeklerimin dünyaya geldikleri günlerdi ben ve kızlarım babalarına aşığız.

Rabbim kimsenin yuvasını mutluluğunu bozmasın herkese hayırlı kısmetler iyi karı ve kocalar nasip etsin şunu unutmayın bu dünyada her şey karşılıklıdır sevgide saygıda...

Yazı dizisi:

Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler