Klasiklerde, dönem kadınını betimlerken hep aynı tabir geçer,
''güzel ve mağrur kadın...''

Mağrur diye tarif edilince çok havalı bir kadın profili çıksa da, gururlu kadınları aslında acınası buluyorum. 
Başta kendimi.
Zira gururu taşımak ağırdır.
Gurur kibirden gelir. Kibir kendini beğenmekten. Kendini beğenmek ise kendi kendine yetmekten, başkasına muhtaç olmadan işlerinin altından kalkabilmekten....
Tüm bunlar, hep gururun başının altında çıkarken, onu taşımak nasıl kolay olsun?



Mesela ben,
burnum yere düşse asla almam, bir tekmede ben vurup uzağa savurur, o burun zaten hiç benim olmamıştı tavrı takınarak burnum düşmemiş gibi yürümeye devam ederim.
Ama bu özellik beni o kitaplardaki kadınlar gibi asil yapmaz, ancak süründürür, başıma bin türlü iş açar.


Sonuç olarak;
genele baktığımızda gururlu başın cezasını da akılsız başın cezasını da hep ayaklar çekiyor.
Mağrur Kadın Bildirdi.