Kitabın kapağı ne kadar cicili bicili değil mi?
Hele ayracındaki püskülü es geçmeyelim lütfen!

Kitapta savaş yıllarında Bora Bora Ada'sına hemşire olarak giden nişanlı bir genç kızın,
en yakın arkadaşı tarafından uğradığı ihanet ve aşk ile sevginin ayrımına varmaya çalışması anlatılıyor.

Yazarı Sarah Jio.

Kitap kapaklarının yanıltıcı olduğu düşünülür ya hep,
ben de bu kitabın kapağını gördüğümde kitap hakkında aklımda oluşan düşünce şöyleydi;
Dili sade,günlük,edebi bir değeri olmayan,klasik çerezlik bir roman.
Böyle romanları da severim o ayrı ama bu tür romanlar evladiyelik değildir.

Okumaya başladıktan sonra anladım ki bu kitap benim sandığım gibi bir kitap değilmiş.

Hikaye klasik olmaktan çok uzak olduğu gibi çok da ilgi çekici.
Başladım heyecanla devam ettim son yüz sayfayı ise nefessiz bitirdim.
Sonunda da gözlerimin yaşardığını itiraf etmeliyim.

Okudum bitirdim unuttum tarzında bir kitap değil.
Seyhan'ın da dediği gibi okuduktan sonra herkesle konuşmak isteyeceksiniz.
Son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim ki;
Tropik yağmurlar altında sabunla banyo yapmak okuduğum en hoş fanteziydi : )


DİKKAT! :


Her kim o kapıdan içeriye adım atarsa ömür boyu aşk acısı çeker,kehanetinden çok etkilendim. Annenin Kitty için sürekli kendini suçlamasına sinir oldum.Çünkü aynı bende öyleyim!!! Mary'nin ölmesi ile bir şok yaşadım! Anne'nin yıllar sonra Bungladov'a döndüğünde içinden geçirdiği şu cümleyiyse unutmayacağım. ''Kalbim eve dönmüştü''.)