Nasıl suşi yiyemediğimden (!:) bahsetmiştim.
Uzak doğu sinemasına ilgim ehline malum.

Biraz da edebiyatı hakkında bilgi sahibi olmak adına birçok bloggerın da bahsettiği iki kitabı okudum.


Haruki Murakami  


 *SAHİLDE KAFKA
 *İMKANSIZIN ŞARKISI


İmkansızın Şarkısı benim için gerçekten bambaşka bir kitap oldu.
Bir üniversite öğrencisinin öyküsü.
Hani en sevdiğim kitap oldu mu?Hayır!
Ama bu üslup üzerine okuduğum ilk kitap.
Klasiğin dışında bir tarzı var.
Konuya hem kuş bakışı bakıyorsunuz bir yandan da kahramanın yanı başında gibi hissediyorsunuz...
Hiç bilmediğim ve hiç okumadığım bir hayattan bahsediyor yazar ve ben,
tanımadığım bir hayatın içinde buldum kendimi.
Uzun sürede etkisinde kaldım.

Sahilde Kafka

Fantastik romanlar ile çok aram olmasa da, bu romanda yazar, olağanüstü her şeyi  öyle güzel bir üslupla yerleştirmiş ki her şey gerçekten olabilir ve oluyor gibi okuyorsunuz.
Son çeyreğe kadar kitabın sırrı çözülecek diye beklerken o sır hiç çözülmüyor ki bana göre bu eksisi kitabı en'ler arasına girdiremiyor maalesef.

Demem o ki, Sahilde Kafka'yı İmkansızın Şarkısı kadar sevmedim.


Kitaplardan bahsetmişken;

Rosa beni mimemişti.
Hangi şekilde kitap okursunuz? diye sormuştu.

Amuda kalkmak dahil her ahval ve şeraitte kitap okuyabilirim.

Ancak;
araba ve bilumum taşıma araçlarında kitap okurken midesi bulananlardanım.