Şaşalı kınamı anlatmıştım ama şaşalı düğünümü (!) unutmuşum...

Ben Helvacızade Fadıl Bey'e gel, nikahtan bu işi bitirelim, dedim. Ama Fadıl yeşilçam filmlerinden bir karakter olarak repliğini söyledi;

Seni allı pullu, telli duvaklı, davullu zurnalı, gelin telinle çıkaracağım, kaderim, dedi.

Kaderim ne be! Şuraya bir de kan damlayan gül ekleyelim tamam olacak. Hahah! Tamam yok, öyle demedi. Ama bu manaya gelen, romantik bir şeyler söyledi. Onu yine ikna ederdim ama annemleri ikna edemedim. Klasik Türk ailesi süreci. Düğün yemeği vermek sünnettir dediklerinde de söyleyecek sözünüz kalmıyor. Kısacası nikahtan evlenmek kültürümüze uymuyor. Ailemi mutlu etmek için de 3-4 saatlik bir seromoniye neden katlanmayım noktasına geliyorsunuz zaten. 

Muhafazakar bir insan için düğün yapmak 

Gelelim eller havaya kısmına. Haha!

Sabah gelin başını yaptırdıktan sonra (o kısmı sonra detaylı anlatacağım) Helvacızade bizi aldı ve eve bıraktı. Evde birinci dereceden akrabalarım vardı. Bir süre sonra da davullar eşliğinde erkek tarafı geldi. 

Davullar kısmına özellikle değiniyorum, düğün ile alakalı tek isteğim buydu. Davullarla alınmak! 

Sünnette kızın evlendiğini davulla duyurmak, herkesin haberdar olmasını sağlamak diye bir ritüel var. Onu uygulamak istedim.


Benim muhafazakar ailem davul fikrine daha hazır değilken Helvacızadeler davulun yanına bir de zurnacı eklemişlerdi ki pek muhterem aile büyükleri şoka girdiler. Hahah :D Çok komikti.

Gelin çıkarma kısmındaki salya sümük hallerimizin detayına girmiyorum. Tek detay abim beni Helvacızade Fadıl Bey'e teslim ederken anneannemin fırsat kollayarak Babam ve Oğlum filmindeki kült sahne gibi Fadıl'ın önüne geçmesi ve şu tarihi sözleri söylemesiydi;

  • Sana külçe altın teslim ediyorum, değerini bil. 

Dıkşııınn! Kıyamam, canım anneannem benim. Fadıl Beyciğim bu olaya istinaden arada beni külçe altınım diye seviyor. Hahah!

Evden çıkarken abimin omuzlarının düşüşü, babamın sanki gözlerimin önünde 3-5 yaş çöküşü, annemin içli içli ağlayıp sonra da her şey çok güzel oldu, neden ağlıyorsun, güle oynaya git diye beni teselli etmeye çalışışı, hala gözlerimin önünde ve şimdi bile gözlerim doluyor.

Bu ritüel her gelin için travmatik sanırım.

Klasik muhafazakar düğün ritüelinin devamı olarak çıkışta, apartmanın önünde duam yapıldı ve salona geçtik. Ay bu süreçte en gıcık olan şey ne biliyor musunuz? Siz salya sümük modunda iken damadın ohh, kızı da aldım tarzında pişkin pişkin sırıtması ve dört köşe olması. Eşşek ya!

Salon kadın ve erkek karışık değildi, salonu bu şekilde ayarlamalarını istedik. Bu Fadıl'ın ailesi için yabancı bir durum olsa da sağ olsunlar gayet güzel uyum sağladılar.

Şimdi düşünüyorum, salonda tam 1 saat gelin odasında oturdum. Kendi düğünümde odada oturdum. Ne kadar saçma bir adet. Niye o kadar uzun süre oturdum, her gelin o kadar uzun süre oturuyor da ben mi fark etmiyordum, şimdi bile hala bunu düşünüyorum.

Yani düğün salonu saatleri; yemek, Kuran-ı Kerim tilaveti sonrası arkada çalan hafif bir sözsüz tasavvufi müzik eşliğinde bitti. Bunlar bizim tercihimizdi tabii. Düğün salonunun sunduğu canlı tasavvufi müzik, semazen vesaire gibi başka atraksiyonlar da vardı ama biz istemedik. Nikahımız için ayrı bir günde küçük bir atraksiyon yaptığımızı şurada yazmıştım. O yüzden mizansel olarak nikah bile istemedim, gayet gereksiz geldi.

En son kısımda aile fotoğrafları çekildi, büyüklerimizin ellerini öptük. Herkes tekrar ağlamaya başladı. Babam;

İkinizi birbirinize emanet ediyorum, ile başlayan şimdi bile gözlerimi dolduran bir küçük konuşma yaptı.

Zaten o kadar hızlı geçti ki en son bir ara yakın ama uzak olmasını arzu ettiğim birisi, 40 yaş üstü, vedalaşma anında ben aslında sana küsüm, dedi.

Salondan çıkıyorum, bir yandan ağlıyorum. Geline söylediğine bakın. Hayır kümese gir demediğim için acayip çok üzülüyorum. Ne oldu, bana neden küstü, bir genç kızın en önemli anında ben sana küsüm diyerek ne yapmaya çalıştı bilmiyorum. Sonradan görüştüğümüzde de bir şey demedi, kendi kendine geri barıştı herhalde. Herkesin düğününde böyle can sıkan ufak tefek şeyler oluyor sanırım. 

Neyse efendim, işte muhafazakar daireyi çıkmadan, yaşayışımıza ve inancımıza uygun bir düğün yapmaya çalıştık. Bugün birbirimizi tanıma sürecinde birbirimizi yıpratmayışımızı düğün sürecinde helal daireden çıkmadığımıza bağlıyorum. Kusurumuz olduysa da Rabbim affetsin.