Birgün ifşa olursam bu yazıyı okuyan eltim beni daha da çok sevecek. O gün geldiğinde eltim bu sayfalara ulaşmadan silmem için beni uyarın. Hahah!

Artık evlendiğime göre elti terörü hakkında bilgi verebilirim. Hayatımın bu kısmına da geldim. 

Vay be! Nabrut sen de bu hallere düşecek kız mıydın, diye içinizden geçirdiyseniz eltimle olan yoğun muhabbetimizi anlatmaya başlıyorum.

Eltim hanım daha tanışmaya ilk geldiklerinde bi' çıkıntılık yapmıştı zaten. Hep öyle olur ya. Ufak bir detay ama ben asla unutamıyorum.

Olay şöyle gelişmişti;

Tanışmaya geldiklerinde kayınvalideciğim kendini anlatıyordu, 

İsterseniz gelinime sorun, 10 yıldır evliler, yüzü de burada, anlatsın, dedi. 

Kendini onaylatmak için gelininden Allah razı olsun, bir kötülüklerini görmedim gibi birkaç cümle bekliyor.

Peki eltim ne dedi, biliyor musunuz?

Hiçbir şey! Ahaha :D 

Valla.

Sanki hiç duymamış gibi, tek kelime cevap vermedi, güldü, ıh mıh etti.

Ortalık buz kesti tabii.

Beni uyarmak için yol yakınken dön demek için yaptığını düşünerek müko bir insan olduğunu düşünebilirsiniz. Ama keşke su almaya falan geldiğinde mutfakta beni gizlice uyarsaydı da insanları böyle kötü bir duruma düşürmeseydi.

Ben o zaman az çok notunu vermiştim ama hiç umurumda olmadı, bana ne yani!


Varan 2:

Geçen bayram kayınvalideceğime bayramcı gittik. Eltim hanım da üçüncüye hamileydi, maşallah. Son ayları, bayram da ağustos ayında malum. 

Salondaki masada misafirler yemek yiyor, biz de mutfaktaki masada oturuyoruz. Çok yangınlı hamilelerden ve sürekli cereyan yapsın istiyor, ama görümcelerim de arada koşturuyor, cereyan hasta ediyor onları. Kayınvalideciğim geliyor kapıyı kapattırıyor, o fırsat bulup açıyor.

Ay çok komik ya.

Neyse bir ara bana dedi ki, ne güzel esiyor değil mi? Hıı dedim, güzel. Yani laf olsun diye. 

Neyse. 

Küçük görümcem geldi ve ona yine mi camı açtın, dedi. 

O ne dedi biliyor musunuz?

Sadece ben cereyan yapsın istemiyorum ki Nabrut da istiyor. 

Ben ha, kim, hangi nabrut diye etrafıma bir bakındım ama benden bahsediyormuş. Kal geldi, ağzımı da açamadım. Vay be, dedim! 

Eltimle çok görüşmüyoruz Allah'tan. Böyle yakın olsak gidip gelsek daha bilmediğim neler isteyeceğim Allah bilir.

Çok komik bir detay, anlatmaya bile değmez, basit ve avam, güldüm geçtim, hiç muhatap almam böyle şeyleri bilirsiniz, işte siz de azıcık gülün diye anlattım. Ben yazarken hala gülüyorum.

Varan 3:

Yine bir gün kızının doğum günü varmış, kutlama gibi bir şey olmasa da hediyemizi aldık, kayınvalideciğime gittik, onlar da oradalardı. Ayıptır söylemesi çocuklar için ayaklı mikrofonlar var, kendi yeğenime almıştım bayılıyor, aynı yaşlarda oldukları için onunda da seveceğini düşünerek onlardan bir tane aldım. Ama ne alacağım diye de 2 saat kadar tüm oyuncakçıları arşınladım. 

İşin can alıcı kısmı geliyor;

Hediyesini verdik, çok aşırı mutlu oldu. Annesi de mutfağa gelmiş pasta servisi yapan bana ve görümceme diyor ki;

Fadıl abim ne güzel düşünmüş, bizden de isteyip duruyordu da bir fırsat bulup alamamıştık. 

Fadıl abisi düşünmüş, ben değil. Fadıl'ın ne aldığımı bile tam bilmediğini tahmin edersiniz. Erkekler böyle şeylerden anlar mı? Sanmıyorum zaten.

Okey. Tamam. Ama birisi bir şey alınca tüm aileye teşekkür edilmez mi? Yani görümceme gelip de Fadıl abi ne güzel düşünmüş demek, benim yanımda hem de... 

Neyse, uzak yerlerde oturduğumuz için zaten pandemi sürecinde minimum görüştüğümüz için üzerinde durmuyorum.

İşte böyle değişik bir eltim var. Belki de ben çok huylu fazlaca ince düşünceli olduğum için kadının günahını alıyorum. Yorumu size bırakıyorum.