Geçen hafta Cumartesi günü Eşim Bey'in amcasının oğlu evlendi. Korona dolayısıyla ertelenen düğünler neticesinde 1 yılın sonunda ilk defa çift olarak katıldığımız bir düğün oldu.

Ay ne romantik. :P

Korona düğünlerine ilk defa katıldım ve korona düğün fikirleri hakkında bilgi sahibi oldum. Çaresizlik ve illaki düğün yapalım istediği insana neler yaptırıyormuş öğrendim.

  • Düğün 7:30'da başladı. Kapalı bir mekandı. 

Hani zaten 5-6 yıldır sevgiliymişsiniz, keşke biraz daha bekleseymişsiniz, ya da bari daha önce havaların sıcak olduğu mevsimde yapıp açık alan tercih etseymişsiniz de bu kadar insanı riske atmasaydınız diye düşünmeden edemiyor insan.

  • Davetli sayısı oldukça az tutulmaya çalışılmıştı.
Ya da şöyle söyleyim sadece altın getirmesi yüksek ihtimal olanlar çağırılmıştı.

  • Öpüşme koklaşma olmadı, bu noktada beni şaşırttılar. 
Korona gelinleri çok şanslı değil mi? Yakın zamanda evlenenler daha iyi bilir, bu tesettürlü gelin başları yapılırken kafanıza kumaşı doluyorlar da doluyorlar, açılmasın diye de başınızı zımbalayıp duruyorlar... Kafanızı zaten kıpırdatamıyorsunuz, sonra geliyor bir teyze duvağınızı çekiştirerek sizi öpmeye kalkıyor ve gelin mevta, el-fatiha durumu oluyor. Yazık günah ya, gelinleri öpmeyin. Haha!

  • Herkes maskesini takıyordu.
Hatta İstanbul'dan gelen davetliler iki maskeyi üst üste takmıştı. İstanbul'da vakanın en yoğun olduğu dönemde gelmeseler daha mı iyi olurdu, takdiri size bırakıyorum.

  • Her masada dezenfektan vardı. 
Kimseye dokunmadığımız halde can sıkıntısından elimizi dezenfekte edip durduk.

Korona düğünü olduğu için bir buçuk saat içinde şunlar yapıldı;

  • Resmi nikah,
  • Damat ile Gelinin ilk dansı,
  • Hep beraber şıkıdım oynama,
  • Düğün pastası kesimi,
  • Takı töreni,
  • Gelin kınası,
  • Gelin ağlaması,
  • Organizasyon kızlarının gösterisi,
  • Fotoğraf çekimi.

Evet, 1,5 saat içerisinde hepsi yapıldı. Hani skeçlerde bir konu işlenirken sadede gelmek için bazı detayları hızlıca geçerler, oyuncu beş saniye yatar kalkar, güneş doğar, sabah olmuş olur ya, işte öyle bir düğündü.

Bunların hepsi yapıldı, yapılabildi, bence düğün yemeği de aradan hızlıca çıkabilirdi. Neyse...

Hadi hepsini anladım, 1,5 saat içinde kına gecesi ne alakaydı, gitti gelin bir de o arada kaftan giydi geldi... Bir kez daha bazı kızların evlenme azmine ve aman içinde kalmasıncılık eylemine şapka çıkardım.

Yazıma son verirken şu gereksiz detayı da eklemek istiyorum;
Kocam Beyin neredeyse tüm akrabalarını kendi düğünümden sonra ilk defa gördüm. İnsan kendi düğününde pek anlayamıyor, etrafının farkına varamıyor ama bu sefer fark ettim ki ailesindeki en yakışıklıyı ben almışım. Hahah :D 

Neyse tamam, bu sefer gerçekten yazıya son veriyorum.