En yakın arkadaşlarımdan birinin oda arkadaşıydı. Ondan Mualla diye bahsedeceğim. Kampüsün içindeki iki kişilik odanın demir 
başıydı.

Mualla 7 yıllık üniversite hayatının 6'sını odasında geçirmiştir, diye düşünüyorum. Evet, 7. yılında hala 3. sınıf derslerini vermeye uğraşıyordu ve özel okul öğrencisiydi, burslu zaten değildi, ailesi zengin hiç değildi. 

Odasından çıkmayıp tüm gün ve gece dizi izlerdi. Bazen yanına girince ne dediğinizi anlamazdı, boş boş bakar, gözünü ekrandan ayırıp kendine gelebilmesi dakikalarını alırdı. 

Dizilerden arta kalan zamanda uyur, parası ödenmiş yurt yemeği yemek yerine odaya Allah ne verdiyse söylerdi. Yatağının yanında katmer katmer boş yemek çöpleri olurdu. 

Asla derse gitmezdi. Son sene yani 7. senesi onun son şansıydı. Eğer 3. sınıfı geçemezse okuldan atılacaktı ama oralı olmadı. Sınavlara dahi gitmedi. Mezun olacağını zanneden ailesine vereceği cevap bizim açımızdan muammaydı. Biz onun yerine endişelenip derse gitmesi için baskı yapsak da o, hayat umurunda değil gibi davranırdı. Ya gerçekten umurunda değildi ya da zamanında fazla umursadığı için bugün yayları gevşemişti.



Bu sürede tahmin edersiniz ki hafta boyu duş almadığı olurdu. Regli dönemlerinde odaya giremezdiniz. Hayatı yemek yemek ve dizi izlemekten ibaret olan Mualla'nın bazı zamanlarda yükselişi olurdu. Giyinir, süslenir, neşelenir, saatlerce makyaj yapar ve kendini sokaklara atardı. İnanılmaz bir enerji gelirdi üzerine ki tutabilene aşk olsun. Zaten çok hoş bir kızdı, bakmayın böyle anlattığıma, yaşayışı ile tezat olan bir dış görüntüsü vardı. Bir de kendine çeki düzen verdi mi, gözlere bayram! 

Ve Mualla'nın bu yüksek enerjili günlerinde görüştüğü bir de uzatmalısı vardı. İlişkilerini anlamak zordu. Sadece Mualla'nın kafası yerindeyken görüşürler, diğer zamanlarda telefonda dahi konuşmazlardı. Odasından çıkmayan Mualla, yükseliş dönemlerinde sevgilisiyle görüştüğü geceler geri dönmezdi bile... 

Sevgilisi gerçekten çok düzgün bir çocuktu, zengin bir ailenin okulunu zamanında bitiren akıllı küçük oğluydu. Mualla'ya da inanılmaz müptelaydı ama sanırım o da Mualla'nın kafasının güzel olduğunun farkındaydı. 

İşin ilginç yanı ise ailesi ile görüştüğünde kesinlikle çok normal hareketler sergiliyor, asla hasta olduğunu ya da ruh halinin bozuk olduğunu onlara yansıtmıyor olmasıydı. Zaten çoğu yıl da yaz okuluna kalıp eve bile dönmezdi. 

En son bu ruh değişimlerinde iniş dönemleri çok daha arızalı geçmeye başladı. Ve artık bizim uzun uğraşlarımız sonucu doktora görünmeye ikna oldu. Teşhis çok kolay konuldu, manik depresifti. Hayatta ne yaşamıştı da bu genç yaşında böyle ağır bir hastalığa müptela olmuştu kesin olarak bilemiyorum ama uzun bir tedavi sürecine ihtiyacı olduğu muhakkaktı. 

Velhasıl kelam ailesi de hastalığını ve okulu bitiremediğini öğrendi, hastalığı onun yalanının özrü olarak kabul edilirken, kızlarının hasta olduğundan bile haberdar olmayan aileye bir ceza kesilmedi. 7 yıllık okul hayatında 3. sınıftan terk olarak gerçek hayata, ailesinin yanına geri döndü. 

En son duyduğumuzda bir işe girdiği ve manitası ile görüşmeye devam ettiği haberlerini almıştık. O kadar!

Şimdi ne yapar, ne eder bilmem ama ara sıra aklıma gelince düşünürüm, acaba neden, derim...