Ramazan gelince başıma gelen bu hazin olayın sene-i devriyesini kutlar, yad ederim.

Yaz mevsimini dedem ve anneannem Antalya'daki yazlıklarında geçirir. Bizler de bazen cümbür cemaat bazen de peyder pey yaz boyu yanlarına gider, geliriz.

Ramazan yaz aylarına gelmeye başladığında pek yalnız kalmaya başladılar. Okul bitince yanlarına gidip yemeklerini hazırlasam, evde bir ses olsam onlara istiyordum.

Mezun olduğum sene de hemen yanlarına damladım. Her akşam beraber teravihe gittiğimiz, dualarını aldığım güzel bir ramazan geçirdim. Asıl mevzunun girişini böylece yapmış oldum.

Ramazan bayramından sonra annemler de geldi tatili daha da uzattım. Dedem de biz de varız diye 9 köy öteden tanıdık, eş dost kim varsa eve davet etti, misafire bayılır zaten. Buraya kadar da her şey yolunda ve normal.

Bir de ahbabımız var, çocukluğumu bilen Antalya'nın yerlisi sevdiğimiz saydığımız insanlar. Bir gün dedem bu ahbabımıza telefon ediyor. Hasan bize gel, kahve içelim. Artık telefonun ucundaki adam ne söylüyorsa, gelmeye pek gönlü yok. 

Sonunda adama bak Nabrut'ta çok istiyor, mutlaka gelin, demesin mi?

Hayda! Ne var bunda diye düşünebilirsiniz. Ama bekarsanız hayatınız hep tehlike altındadır ve yanlış anlaşılmaların zavallı ezik başrolüsünüzdür. 

dedem ve kedisi
Efendim, bu Hasan Amca muhterem ve pek kıymetli mahdumuna kız aramaktadır. Sen bunu bile bile, Nabrut'da çok istiyor diye kahveye çağırırsan yandı gülüm keten helva. Hı, işte o yanan helva benim. 

Dedem hala telefonda ısrar kıyamet benim çağırdığımı iddia ederek ortalığı karıştırıyor. Telefon kapandığında geleceklerini öğreniyoruz ama ben kendimi atacak yer arıyorum. Ev 3 katlı, atsam ölmem, sakat kalırım. Zehirlesem hastaneye yetiştirilip kurtarılma ve bilincim yerinde değilken dedemin ortalığı daha da karıştırma ihtimali var. Bilincim bana lazım.

Bu düşünceler içinde perişanken, konuşmaya şahit olan tek kişi olarak annemlere de olayı anlatamıyorum, o zamanlar toy, böyle konuları konuşmaya utanan, çiçeği burnunda bir tazeyim. :D Şimdiki gibi görücü usulü duayeni falan değilim tabii.

Bu olaydan sonra Hasan Amca'nın karısı beni her sene gördüğünde neden beni alamadıkları üzerine beni teselli edici konuşmalar yaptı. Alenen değil elbet ama azıcık feraseti olan anlardı. Ben olsam, ben de bana üzülürdüm. Kız bizi kahveye bile çağırdı, der dertlenirdim. 

Dedenin niyeti vardı belki falan diye de düşünmeyin sakın. Dedem şimdi benim için erken olduğunu düşünüyor, acele etme diyor, o zaman benim evliliğim diye "e" yok ortada. Tamamen lafın nereye gideceğini düşünmediği için gelişen bu olayı her ramazan hatırlar, dedemi, canım dedemi, bizi böyle iyi niyetiyle düşürdüğü onlarca durum yüzünden hayırla yad ederim. 

Not: Şimdi düşündüğümde, hatta bugün böyle bir olay tekrar başıma gelse zerre umursamam, ama yirmili yaşların başında insan hayatı farklı algılıyor ve insanların ne düşündüğünü fazlaca önemsiyor.