Haruki Murakami'nin sürrealist tarzda yazdığı Fırın Saldırısı Kitabı 36 liralık fiyatıyla ilgileri üzerine çekiyor diye haber metni edasıyla giriş yapmak istedim ama fiyatını duyduktan sonra yapacağım yorumu okumaya bile zahmet etmeyeceğinizden korkarak yine ana fikirden başladığım için kendime kızdım.

Evet efendim, Fırın Saldırısı 75 sayfalık ve çoğu sayfası illüstrasyonlardan oluşan kısa bir hikaye niteliği taşıyor.

Yazar kısa bir hikaye ve sürrealist öğelerle alt metinler üzerinden bize mesaj vermeye çalışmış. Ama mesajın fiyatı 36 lira. Atalarımız nasihatlerini bedavadan saçmış ama işte elin ecnebisi mesajı için bizden 36 lira para istiyor. Hahah!

Yani yazarı çok seviyorum ama yazarın yayınevinden nefret ediyorum. Okuru (affedersiniz ama) bildiğiniz söğüşlüyor. Geçenlerde kitap alışverişi yaparken Haruki Murakami'nin yeni kitap çıkardığını görüp ki kitap 1985 yılında yazılmış, hiç sayfa sayısına içeriğine bakmadan sepete attım.

Gelince bu kadar kısa olduğu için üzülmekle beraber eğer mesajı alabilseydim ağlamayacaktım. 

Sayın okuyucular bakınız ben size kitabı anlatayım;
-spoiler içerir-

Kahramanımız bir arkadaşı ile acıkıp fırın soymaya karar verir. Eller yukarı, bu bir soygundur diye girdiği fırında (tamam böyle girmiyorlar ama olsun) fırın sahibi hırsızlık yapmanıza gerek yok tükkan sizin, der.

Bunun üzerine bizim iki saf arkadaş tüh be eğlenemedik, biz de kendimizi hırsızlık için iyice hazırlamıştık, diye üzülürler.

Fırın sahibi tükkan sizin ama benim de bir şartım var, size ekmek vereceğim ama şimdi Wagner'dan bir müzik açacağım, onu dinleyeceksiniz. (Sanırım fırıncı amca ki kendisi Wagner dinlediğine göre tahminimizce üzerinde beyaz önlük ve kafasında beyaz şapkası yok, aristokrat biri ve önce ruhunuz doysun demek istiyor) 

Onlar da hapse girmektense Wagner'a katlanırız felsefesi güderek dinlemeye başlıyorlar. Parçayı dinleyip ekmekleri alarak dükkandan ayrılıyorlar.

Ama hayatları asla eskisi gibi olmuyor. Mesajın benim anlattığım kadar basit olduğunu sanmıyorum, ben çok sığ bir şekilde anlattım ama eğer benim anlattığım kadarsa verilen mesajı size böyle tamamen ücretsiz aktardığım için kendimle gurur duyabilirim. Blog değil, hayrat, bense adeta hastaneler yaptıran Haseki Sultan'lardan biriyim. Öyle bir şey işte...

Yazı kara mizah ve hiciv barındırsa da kesinlikle Haruki Murakami hayranlığım devam etmekte tüm oklar yayınevinin sahiplerinin ruhlarına gönderilmektedir.

Amin...