Geçen hafta bloğumda iki gencin fikirlerini ağırladım. İkisine de buradan tekrar teşekkür ediyorum. 

Yazılar çerçevesinde iki taraf oluştu, onları çok iyi anlayanlar ve eleştirenler! Ben konu hakkında “neredeyse” tarafsız kalsam da tek bir mevzu hakkında  iki çift de ben laf etmeden geçemeyeceğim.

Yazarlardan biri şöyle bir cümle yazmıştı;


Karşımdaki hanımlar hep bana özgürlüklerini kısıtlayacak bir pranga gibi baktılar.

Bunun çok yanlış bir yargı olduğunu düşünüyorum.

Zira özgürlük, muhafazakar biri için evlenmekle başlar, muhafazakâr bir genç kız asıl evlendikten sonra özgürleşir, kanaatindeyim. Belki, biraz da erkekler için durum böyledir diyebilirim. Hatta çerçeveyi genişletip bir genç kızın evvelindeki "muhafazakar" sıfatını bile kaldırabilirim. 

Kendimden örnek vererek gitmek istiyorum. Muhafazakâr bir ailede büyüyen, aile baskısı olmadan kendi isteği ile muhafazakârlığını devam ettiren biriyim. Birçoğunuzun artık beni tanıdığını düşünüyorum.  Yaşantımız için modern muhafazakâr terimini kullanabilirim, her ne kadar bu terimi sevmesem de tam olarak yaşantımızı tarif edecek doğru başka bir kelime bulamıyorum. Geleneksel muhafazakâr bir ailenin kızının yapamayacağı şeyleri yapabiliyorum. 
Muhafazakar bir çevrede büyüdüm ve çevremdeki birçok muhafazakar aile kızı arasında ailemin engin hoşgörüsü, açık görüşlülüğü, rahatlığı, bana olan güvenleri ve sağladıkları sınırsız kredi ile hep marjinal görüldüm. Belki bazıları benim yaşantımı kendileri yaşayamadıkları için beni ayıplayarak karın ağrılarını rahatlattılar, bazılarıysa iyi niyetleri ile bana özenerek ve bunu da açıkça söyleyerek nazarlarını üzerime atfettiler.


Böyle rahat büyüdüğüm halde evliliğim benim için bile özgürlük olduğunu savunuyorum. Çünkü; çünküleri çok…



Mesela şimdi, bekârken, arkadaşımla tatile çıkıyorum ve eğer es kaza haberdar olurlarsa dedemin bile dâhil olduğu büyük bir çoğunluk benim yolculuğum hakkında endişeye düşebiliyor. Mesela işte… Yaşayanlar kendi hayatından örnekleri düşünerek evet, seni anlıyorum diyecek ve kendi içlerinde misalleri çoğaltacaklardır.

Birinin eşi olmak; herkesin sizi koruyup kollamak üzerine kendilerine edindirdikleri görevi düşürüyor. Çünkü onlara göre siz Allah’ın emanetisiniz… 

Evli birisinin tek kişiye derdini anlatması yeterken, bekârken vereceğiniz hesap listesi de kabarık oluyor. Herkes sizin hayatınız hakkında fikir yürütme, hatta bazen karışma, müdahale etme hakkını kendinde bulabiliyor. Ve maalesef ki, hala bekar olduğunuz, o şahane, inanılmaz, mükemmel, ulaşanın başının göğe erip göğü aştığı (!) "evli" statüsüne çıkamadığınız için de bu müdahalelere uymasanız bile sükut etmek bekarlığın şanından oluyor. 

Yani uzun lafın kısası evlilik her fiilinizi legal hale getiriyor ve sizi özgürleştiriyor. 

Siz ne düşünüyorsunuz?