Şimdi benim 10 dakikalığına kendimi nasıl ünlü hissettiğime, sonrasında nasıl birden bire tükenmişlik sendromuna yakalandığıma, geç bulduğum şöhreti nasıl bir anda kaybettiğime dair anılarımı okuyacaksınız.

Başlıyorum.

Dün teyzeciğimin köy evinde verdiği yemeğe davetli olarak gittik. Öyle bir yer ki, Ankara'ya çok yakın olmasına rağmen köy olarak görüldüğü için telefonun çekmemesi gibi bir problem yaşıyoruz.

Tam da bu sırada bana Instagram'dan bir sürü mesaj gelmiş, ilkini açıp okumaya çalışıyorum. Ama yazıyı okumama fırsat veren çekim gücü, fotoğrafın yüklenmesine güç yetiremiyor.

Mesajda ise şöyle yazıyor;

Onedio'da sizi gördüm.
Vay be! Sonunda diyorum.

Fotoğraf yüklenmiyor ve içeriği göremiyorum ya; ben hemen aklımdan binbir türlü senaryo üreterek kendimi ünlü ilan ediyorum. Tam da o an, neden bu köy yerinde tezek kokuları arasında olduğumu sorgulamaya ve köy yerindeki fotoğraflarım basına sızdırılırsa diye endişelenmeye başlıyorum. 

Makyajsız çekmeyin lütfen!

İçimden konuşmaya devam ediyorum;

  • Yıllar sonra, sonunda keşfedildim, değerim anlaşıldı. Kesin en iyi kişisel bloglar listesi falan yapıldı ve o listeye adım altın harflerle yazıldı. Şimdi de herkes Instagram'dan mesaj yollayarak beni tebrik ediyor.

İç sesim susmuyor elbette! Devam ediyor.

  • Ben de beni tebrik ediyorum, aferin kendim. Yıllarca yılmadan usanmadan yazmaya devam ettin. Çoktan bu listeye girmeyi hak etmiştin. Şimdi bu köyden uzaklaş ve hemen olası röportajlar için alışveriş yapmak üzere şehre dön. -iç sesim işte, abartmayı çok seviyor-

Bu sırada hala fotoğraflar yüklenmiyor ve ben ünlü olmanın dayanılmaz mutluluğu içinde aynı bir ünlü gibi şen kahkahalar savuruyor, tatile çıkıp çekeceğim pembe filamingolu havuz fotoğraflarının hayalini kuruyorum. Ünlü olmayı nasıl taşıyabileceğime dair yakın zamanda kankitom olacağını düşündüğüm; Demet Akalın (ben artık ona kısaca demo derim) bir Danla Biliç, ne bileyim işte Hadise, Murat Boz gibi ünlü arkadaşlarımdan tüyolar alırım, diye düşünüyorum.

İşte tam bu esnada, sonunda fotoğraf yükleniyor.


Tam olarak meşhur olamadığım anlıyorum. O an, daha tam manası ile meşhur olamadan direk tükenmişlik sendromuna giriyor ve Batsın Bu Dünya şarkısı eşliğinde kendimi tüm dünyaya kapatıyorum. Artık tezek bile bir güzel kokmaya başlıyor, sonuçta filamingolu havuzda değilim ama Ankara'nın güzel bir köyünde önüme çay servis ediliyor, buna da şükür diyorum. 

Sonuç: Gene ünlü olamadı.

Not: Yorum kısmında gülerken çok fazla hahaha eklemeyin. En fazla 3 taneye müsaade var. Sonra kırılıyorum ama. 😆

Teşekkür: Görüp beni anan, hemen bana fotoğraf ya da mesaj atan herkese çok teşekkür ederim, çok incesiniz.