Kitap: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Yazar: Josê Saramago

58 sayfalık bu öykü kitabını "Nobel Edebiyat Ödüllü" olmasından dolayı almış olduğumu söyleyebilirdim ama öyle olmadı. Sadece kitabın isminde geçen “ADA” sözcüğü adada yaşayan biri olarak bana, beni al, dedirtti.


Öyküye gelirsem; çok güzeldi. Öyküden çok öykünün verdiği mesaja bayıldım. Öykünün ana kemiğini oluşturan şu alıntıyı ise hiç unutmak istemiyorum.
“(…) ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum. Biliyor musun ki, kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin, (…)
Zaten kısa bir öykü olduğu için verdiği mesaja değinmek istemiyorum ama siz sadece şunu söyleyebilirim: Bu kitap kitaplığınızda mutlaka bulunmalı.

Benim ilk okuduğum Jose Saramago kitabı olduğu için ilk başta tarzını anlamakta zorlandım. Yazar paragraf kullanmıyor, konuşma bölümlerini ayırmıyor, pek çok noktalama işaretini ise ya kaideye aykırı kullanıyor ya da hiç kullanmıyor. Bu tarzı sayesinde hangi cümle kime ait anlamak adına kitabı pür dikkat okumak zorunda kalıyorsunuz. Eğer birkaç satırı alelade okusanız konuyu kaçırıyor, hangi cümle kime ait karıştırıyorsunuz.

Bu tarzını bir yandan sevdim, bazen sinir oldum. Yani yazarın tarzı ile aşk nefret ilişkisi yaşadım ve sırf bu yüzden bile daha başka kitaplarını acilen edinmek istiyorum.

Şunu da eklemek isterim; neredeyse her sayfada öyküye uygun yapılan çizimler var ve bazı okurlar tarafından çok sevilen bu çizimler, benim gibi resimli kitap sevmeyen hatta o resimlere bakıp incelemeyen, yazılanlara odaklanan okurlar için gereksiz bir ayrıntı oluşturuyor.