Ramazan gelsin, Hatipoğlu'nun programları başlasın, telefon edip;
-Hocam, sevdiğime kavuşmak için dua ediyorum, o da kendi sevdiğine kavuşmak için dua ediyor, kimin duası kabul olunur?
sorusunun cevabını öğrendikten sonra güvercinlerden konu açmayı planlıyorum.



Odamın penceresi balkona bakıyor. Bu sorun değil elbet, sorun olan;
güvercinlerin bize iltica etme çabaları, bizim balkonu aşk yuvaları yapmak istemeleri ve sanırım nesillerini devam ettirme mevsimlerinin gelmiş olması.

Saat 7 oldu mu, bizim balkonda hummalı bir çalışma başlatıyorlar. Cama vurup güvercin savar cadı kadına dönüşüyorum, biraz daha uyumaya çalışıyorum, tam dalıyorum tekrar geliyorlar.
Düğün arabasına zarf için yapışan gitten de anlamayan çocuklara benziyorlar.
Beni uyandırmasalar sorun yok, bana ne, bende isterim nesilleri devam etsin. Haha!

Uyanınca anneme balkon maceralarımı anlatıyorum.
Annem;
-Hayvanların özel hayatına müdahale etme, diyor.

Annem böyle diyor da, aşklarının meyvelerini bizim balkona emanet bırakırlarsa, işte o zaman özel hayat dokunulmazlığı hakkındaki gerçek fikirlerini anlamış olacağız.

Birçoğunuz aynı dertten muzdarip hatta balkonunu yaz boyu güvercinlere hasrediyordur eminim.