Hep filmlerde izlediğim bir sahnenin tam ortasındayım.
Doktor, hasta yakınlarına ameliyat öncesi bilgilendirme veriyor.
Hastamızın başına gelebilecek en kötü senaryoları anlatıyor.
Babam velisi olarak bir kağıt imzalıyor.

Bu sahnenin mutlu sonu yok mu diye düşünüyorum. Doktor korkmayın, üzülmeyin desin diye bekliyorum.
Beyhude çıkış aramaya çalışıyorum.



Her şey yoluna girmişken bu film yine neden drama sardı diyorum. Köşeye çömelip ağlıyorum, kim olduğunu algılayamadığım omuzlarda ağlıyorum.
Kızıyorlar, bu sefer bende kadraja girmeyen bir köşe arıyorum, ağlamak için.

Tüm olanları görüp de, müdahil olamadığım sesimi duyuramadığım bir rüyada gibiyim. Bağırıp, bağırıp, sesimi duymadıklarını sandığım, sonra sesimin çıkmadığını anladığım bir rüyanın sonu gibi olsun uyanayım, istiyorum.

6 saat ameliyathane kapısında volta atıyorum. Ne düşünüyorum o sıra?
Hiç bir şey.
Düşünemiyorum bile.

Yine filmlerdeki sahnelerden biri sergileniyor gözümün önünde. Doktor odaya giriyor, ameliyat başarılı geçti diyor.

Sonra Ağabeyimi bana bağışlayan Allah'a şükrediyorum. 
Ve film burada bitiyor.