Geçenlerde bir yorum aldım.
''Sende mi garson bendensin? Elbiselerini nereden temin ediyorsun?''

Giysi ölçüleri itibarı ile ''garson beden'' değilim.
Yazılarımı yeni yeni okumaya başlayan birisi profil bilgilerimden yola çıkarak böyle bir sonuca varıyor.
Bu yüzden profilimi izah etmek istiyorum.




Şurada yazdım garson beden hikayemi.
Mecazi bir yaklaşımla aslında bedenimden değil, ruhumdan bahsediyorum.
Bayağı arabesk bir yazıymış, yıl 2011 daha çocukmuşum o zamanlar, idare edin. ☺

Alice Harikalar Diyarı sendromu tıbbi bir hastalık. Cisimleri olduğundan büyük görmek gibi semptomları var.
Bende insanları gözümde fazla büyüttüğüm için bu hastalığa sahip olduğumu düşünüyorum.

Prenses Hastalığım olduğu hususunda ise ailem hemfikir.
Bence abartıyorlar. Biraz uçuk, prenses vari isteklerim olabilir. Kabarık eteklere bayılıyor olabilirim. Beyaz atlı prens konusunda sebat sahibi, kurbağaları öpmeye meyilli, saçını uzatmaya hevesli (Rapunzel), uyumayı pek seviyor (uyuyan güzel) olabilirim.
Ama tüm bunlar hasta olduğuma bir işaret olamaz.

Diplomalı Hıyarcı İlyas Salman'ın Dolap Beygiri filmine göndermedir. 
Filmi bilmeyen varsa şöyle izah edeyim;
İlyas Salman üniversite bitirmiş, uzun zaman iş bulamayınca en son hıyarcılıkta karar kılmıştır.



Tezgahına diplomasını asmış;
''Hıyar, hıyaaarrr hıyarlarım var, diplomalı hıyarcııı,
diye bağırarak seyyar satıcılığa terfi etmiştir.
İşte bende mesleğim harici bir iş yapmak istediğim için kendimi diplomalı hıyarcı olarak görüyorum.

Kör alıcılarımla alakalı durumumu burada yazmıştım.

Hacıfışfış hikayelerimizi biliyorsunuz, hiç açıklamıyorum...

Benim ciddi anlamda konu bağlama ve konuyu bitirme sorunlarım var. Yine konuyu bitiremiyorum ama siz sabırla okuyorsunuz.

Not: Konuyu bitiremiyorum diyerek konuyu bitiren birinin yazdıklarını okuma zahmetine katlandığınız için teşekkür ediyorum.☺☺☺