Geçen yaz bir arkadaşımla Çukurambar taraflarında bir yerde buluşmak üzere sözleştik.
Buraya kadar her şey normal değil mi?

Buluşacağımız saate doğru, yoldayken arkadaşım arayıp, gecikeceğini söyledi ve nereye oturduğumu mesajla bildirmemi istedi.
Bu da normal Buluşmalara illaki biri geç gelir.

Tamam, dedim.
... Cafe'ye oturup, yerimi de mesajla bildirdim.
Bilseydim yakama da karanfil takardım, daha kolay olur, arkadaşım bu kadar zahmete girmezdi.
Yada eskiden arkadaş olduğum biri mi demeliyim? buradan sonrasını anlatırken...

Ben oturmuş, garsonu, arkadaşım gelecek diye göndermişken; 
-Nabrut Hanım değil mi?, diyen bir delikanlı pat masama oturuverdi.
Anladığınız üzere tongaya düşmüş, kendimi bir randevunun tekinsiz kolları arasında buluvermiştim. :P

Sinirden kafamda buhar tütüyordu.
Biraz sonra eskiden arkadaşım olan şahsı münhasır mesaj yollamasın mı?
''Birbirinize çok uyacağınızı düşündük, lütfen kızma. Sana söylesem kabul etmezdin.''



Evlenmeyi düşünmediğimi defalarca tekrar ettiğim eski arkadaşım, beni anlamamakta ısrar ettiği gibi, ne idiğü belirsiz bir adam ile beni baş başa bırakıyor. Delirtici!

Kalkıp gitmek ve kalıp anı biriktirmek arasında ki bocalama arasında karşımdaki insanın benim her şeyden habersiz olduğumdan, habersiz olduğunu öğrenerek ayıp etmek istemedim.
İçimden
-Neyse bugünkü çay pasta bedavaya gelecek, dedim.(!)*

Evlenmeyi düşünmüyorum henüz, dedim.
-Belki bugün düşüncen değişir, dedi.

Eskiden arkadaş olduğum kişinin, birbirinize çok uygun gördük dediği kişi ile uyumumuzu maddeliyorum, aman dikkat!

1-Veterinermiş.
Ben karasinekten bile korkarım.
Hayvan sevgim merhametten öte geçmez. Kedim olsun isterdim ama hayatımda hiç okşayıp sevmişliğim yok. Ancak bağırıp çağırarak kaçıyorum.

2-Siyasetle ilgileniyormuş. 
Bir partinin gençlik kollarında aktif ve üst düzeyde bir görevi varmış. Bu kadar da değil. İdealleri var. Siyasette belli yerlere gelmek istiyor ve de bu uğurda onu destekleyecek bir eş.
Ben siyasetten nefret ederim. Onu ancak köstekleyebilirim.

3-Fenerbahçeliymiş.
Galatasaraylıyım.

4-Cumacıymış.
Yani Cuma'dan Cuma'ya namaza gidiyor, evlendikten sonra bir aydınlanma umuyormuş.

Siyasetle uğraşanların ortak noktası ''çok konuşma'' sıfatı veterinerimizde de mevcut olduğundan, araya girip de artık kalksak dememe fırsat tanımadı, sağ olsun.
Ne olduysa annem aradı da beni kurtardı.
Onu bahane ederek, bu benden başka dinleyeni olmayan konuşmacının mitingini sona erdirdim.

Kalkarken numaramı istedi. Ona kibarca ''evlenmeyi düşünmeme'' düşüncemi değiştiremediğini ifade ettim.
Sorunun onda olmadığını, hakikaten şu anda beni evlilikten daha çok mutlu edecek, evlenmeden yapmam gereken şeyler olduğunu izah etmeye çalıştım.

Asla! Tabii ki şaka yapıyorum. Kesinlikle hesabımı ödemesine izin vermedim. Bölüşmeyi teklif ettim. Küçük bir cenk yaşadık.
O kazandı gibi görünse de, ben masaya hesabın bana ait kısmını bıraktım. Garsonu epey sevindirmiş olmalıyım.

Benim yazımın ana düşüncesi mi ne?
Evli ve iyi niyetli arkadaşlar, bekarları rahat bırakın. Gözlerinizden öperiz.

Not: Yakışıklı mıydı? gibi merak ettiğiniz sorularınız varsa, yani Allah sahibine bağışlasın uzun boylu sempatik bir çocuktu.
Not2: İlerleyen yıllarda sözünü ettiğim veteriner Başbakan falan olur da, bende üzerimde ozon sıçramış tişörtüm, tam çocuğuma mama yedirirken, Tv'de onu görürsem mama kaşığını elimden düşürüp filmlerden çıkma bir sahne yaşayabilirim.☺☺☺