İnsanın kimlerden, neler öğrenebileceğinin sınırları yok!

Hayatımızın anlamını değiştirecek, bizde iz bırakmış hayat derslerini ise, daha çok sevmediğimiz insanlar bize öğretiyor diye düşünüyorum.

Bir koca senemi heder eden, bence yaşımın küçüklüğünden ve toyluğumdan çok önemsediğim, şimdi olsa bende derin izler bırakmasına asla izin vermeyeceğim biri, bana aynen şunları söylemişti:
''Benim içimde kalıp beni üzeceğine, karşımdakine söyleyeyim o üzülsün.''
Hayat felsefesi buydu!



Haklıydı. Bende bir aydınlanma meydana gelmedi değil, eğer insanları üzmekten korkmuyor olsaydım.

Vay be!, dedim.
Bu hayatta mutlu olmanın şifresini çözmüş, dedim.
Ben de yapayım, dedim.
Yapamadım. Hilkat icabı...

O zaman olgun değildim, şimdi büyüdüm, bunu yapabilirim dedim.
İçimden yükselip ağzıma gelen sözleri serbest bırakmak yetecekti. 
Denedim, oldu, yapabildim.
Ama bir terslik vardı.

İçimdekileri karşımdakine püskürtünce, hiç de rahatlamadım.
Söylediğimde, söylemediğimden daha da çok üzülüp kaygılandım.

Olmadı işte.
Benim hayat felsefemde;
''insanları kırma, kendi kafanı kır, parçala''ymış meğer...
Yapamıyormuşum meğer...

Not:Bu bahsettiğim kişi gibi insanlar hayatta hiç yalnız kalmıyor biliyor musunuz?
Şirretlerinden dolayı hayatımızdan çıkarmaya bile korkuyoruz.
Olsun, adaleti ilahiye, kul hakkına inanıyorum ben!
Boynuzsuz koyununun,-boynuzladığı için- boynuzlu koyundan hakkını alacağı O günde bende, bizde bu tip insanlardan hakkımızı alacağız.