Çocukluğunu, 3 neslin bir arada olduğu bir evde büyüyerek geçiren kesim hayata bir sıfır önde başlıyor diye düşünüyorum.
Avantajlı dedim, dezavantajları da var... İllaki...
Bu durum anneler için her zaman böyle olmuyor mesela, ama o ayrı bir mevzu.
Henüz hayat dersimiz o konuya gelmedi.

Ergenliğime kadar kış aylarında, babaannem hep yanımızdaydı.
Aklıma ilk gelen, örneğin;
dolabı açınca elim meyveye gitmiyorsa, bunun müsebbiplerinden biri annemse diğeri o'dur.
Meyveleri soyar gelirdi, şimdilerdeyse annem soyup geliyor.
ilerleyen yıllarda kriterlerim içine ''meyve soyup getiren'' şartını koyacağım. :)

Edit 2020: Koydum bu şartı. Gerçekten meyveleri soyup getirme görevini ifa ediyor.

Gözünün önüne geliyor, gözün bozulacak diye kakülümü kesip beni besleme görüntüsüne kavuşturan da babaannemdir, canım ya!
Hatırladınız değil mi? Besleme dizisini ve beslemenin saçını.


Bir çok duayı, sureyi de ilk onun ağzından ezberledim sanırım.
Bizim jenerasyon çok şanslı, bunu defaatla konuştuk, hep söylüyoruz.
Şimdilerde babaanneler, anneanneler torunlarına reklam jenerikleri öğretiyor.
Neyse...

Bunlar bir yana babaannem bana bir alışkanlık kazandırmış ki; sonradan,yatmadan önce okunacak onlarca harika dua ezberlemiş olmama rağmen bunu okumadan uyumam.

''yattım sağıma döndüm soluma melekler şahit olsun dinime imanıma.
kalırsam Elhamdülillah,
ölürsem Elhükmülillah...''

Çocukken kazanılan alışkanlıklar, çocukken öğrenilenler, hiç unutulmuyor değil mi?

Not: Babaannesi kim ki diye merak edenler varsa burada bahsetmiştim.
Not: Dede,anneanne yada babaannelerinden bu duanın çeşitli varyasyonları ezberletilenler de var değil mi?
Not2: Besleme dizisi benim çocukluk travmalarımdan bir diğeri olsa gerek...Diğeri Mercan kolye.Yaktın bizi Kemalettin Tuğcu :)