Geçen hafta sonu Çankırı'ya yolumuz düştü.
Çankırı'da Osmanlı zamanında yapılmış bir cami olduğunu da öğrenmiş oldum.
''Sultan Süleyman Camii''




Ben yeni yapılan camilere girdiğimde taş binanın soğukluğunu hissederim hep.
Ama Osmanlı zamanında yapılan herhangi bir camiye girdiğimde hissettiğim huşu, maneviyat çok başkadır.
Herkesinde aynı hissi taşıdığını düşünüyorum.


Caminin enteresan da bir efsanesi varmış.
Kanuni Sultan Süleyman sefere giderken Çankırı üzerinden geçiyor, şehrin cami ihtiyacını görüp Mimar Sinan'ın kalfalarından Sadık Kalfa'ya buraya bir cami yaptırmasını ferman buyuruyor.
Ve bir emri daha var.
''Ben gelmeden açılışını yapmayın''


Cami bitiyor, ama sefer de uzuyor.
Padişah dönmüyor.
Çankırı halkı ise Ramazanın gelmesini bahane edip camiyi açıyorlar.


Dönüşte ise caminin açıldığını gören Kanuni Sultan Süleyman celalleniyor tabi.
Ve camide namaz kılmadığı gibi, eklemeyi düşündüğü medreseden de vazgeçiyor.


Caminin iç mimarisi içeriye girince İstanbul'da bir camiye girmiş hissi veriyor.... Ben makine götürmediğim için fazla çekemedim gerçi ama.


Son olarak;
Çankırı'nın tuzu daha sağlıklı imiş.Ahmet Maranki'den duymuşsunuzdur mutlaka.