Uzun zamandır tüm arkadaş gruplarım arasında sürekli tekrarlanan bir istek vardı;

  • Hadi kaçış evi ya da korku evine gidelim.

Bir türlü denk getiremedik, bazı zamanlar ise yerine karaokeyi tercih ettik. En sonunda dün Dürr-i Yekta ile buluştuğumuzda ne yapsak diye düşünürken hadi, dedim, korku evine gidelim.

Gayet rahat bir şekilde; olur, dedi. Arayalım, rezervasyon yaptıralım, dedi. Aradık, bir kaçından fiyat aldık ve sonunda bize uygun olan yeri seçtik.

Gittiğimiz Maske Korku Evi, bir evin en altında, bodrum katındaydı. Daha öncesinde farklı amaçlarla kullanılan bu mekanın, su basınca el değiştirerek korku evi yapıldığı söylendi. Su bastığı için de o karanlık eve girdiğiniz anda sizi evvela kesif bir rutubet kokusu karşılıyordu. Daha o anda gerilmeye başladık.


Maske Korku Evi'nin Teması şöyleydi; 

Gizli bir tarikatın evindesiniz, karanlıkta sırları çözmek ve bu evden kurtulmak için sadece bir saat süreniz var. 

Gerilmeye başladık diye çoğul bir ifade kullansam da gerilen, girmeyelim, boş verelim diye direten Dürri Yekta idi. Keşke onu dinleseydim!

Çünkü 1 saat sürmesi gereken korku evinden 5 dakika içinde çıktık.

Nasıl mı?

Dürri Yekta'nın çığlıkları sonunda! Evet, korkudan! Girmeden görevli bize şöyle söylemişti;

Eğer oyundan çıkmak isterseniz ellerinizi yukarı kaldırın. 

5 dakika sonra Yekta'nın elleri havadaydı. 6 oda varken daha ilk odanın 5. dakikasında kıyamet koptu. 

İlk odada ipucunu çözüp şifreyi girerek kapıyı açmanız gerekiyor ve bunu yaparken elinizde bir fener var, arada sırada bu fener sönüyor. Her yer zifiri karanlık. 

Yekta önce şöyle söylendi;
Bu fener ne böyle!? Çok az ışık veriyor. 

Ben şifreyi çözmeye çalışırken o; gidelim, bu karanlık ne böyle, diye söylenmeye devam etti. Dur, dedim. Bir şey yok, bu bir oyun! O ise önümüzdeki varilin altına bir adamın gizlenmiş olabileceğini bile iddia etti. 

Bitti mi?



Tam o sırada, ışığı az diye söylendiği fener sönmesin mi? Bizimki çığlıklar atmaya, ışığı açın, geri zekalı mısınız, diye bağırmaya başladı. Oyunun konsepti bu, bağırma, desem de beni duyup anlayabilecek durumda değildi.

O sırada karanlığın içinden biri siyah kıyafetleri ile çıkıp gelince bizimki gittt, dokunma bana, ben gidiyorum, çıkmak istiyorum, diye bağırmaya devam etti. Sonra ışıkları açtılar, oda boştu. 


Ben bu sırada şifreyi çözüp kapıyı açmak için ter döküyor, bir yandan da onun haline gülüyordum. Bir ara ipi keselim gitsin, varili devirelim gibi odayı yakıp yıkmaya dair ütopik önerilerde bile bulundu. Elinde çakmak olsa odayı ateşe verecek. Tam bu sırada tekrar ışıklar söndü, siyahlı maskeli adam yine geldi ve bizimki deli gibi bağırmaya başladı;

Hani fiziksel temas yoktu, istemiyorum, defol git, bu ne ya, gideceğim ben, istemiyorum, geri zekalılar gibi sözlerle bağırmaya oradan oraya koşmaya başladı. Bir ara adama saldırıda bulundu.

Valla!

Adama saldırıya geçince adam da elindeki şok aleti ile onu engelleyim derken benim böğrüme elektriği verdi. Arada kim vurduya gidiverdim.

Siyah giysili maskeli adam Yekta korktuğu ben güldüğüm için ona daha çok atakta bulunup zifiri karanlıkta maskesine doğru ışık tutmak suretiyle onu daha da korkutunca en sonunda Yekta'dan şu sözler geldi;

Allah cezanızı versin, açın ışıkları, ben çıkmak istiyorum, bu ne biçim şey!

Artık baktım arkadaşım kalpten mevta olacak, üzülerek de olsa ona ellerini kaldırıp oyundan çıkmak istediğini belirtmesini söyledim. (İçeriden kamera ile takip ediliyor)

Aşırı soğukkanlı olduğum için, karanlık olsa da sonuçta bir oyun ortamında olduğumuzun farkında olarak çok eğleneceğimi düşündüğüm oyundan çıktık ama bu kadarcık kısmı bile o kadar eğlendirdi ki en kısa zamanda korkmayacak, keyif alacak birileri ile tekrar gidip 6 odayı da tamamlamak istiyorum.

Yekta ile gittiğime ise hiç pişman değilim,  Evden çıkınca senin nene gerek korku evi, ne cesaret gidelim dedin, diye biraz yüklenip orada söylediği, korkudan farkında olmadığı şeyleri ona anlatınca epey gülüp eğlendik. Artık elime düştü, bunu yıllarca herkese anlatır, onu kızdırırım.

Korku Evi Ankara fiyatı ise kişi başı 35 tl idi.
korku evi ankara adres: 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

18 yorum:

  1. Bizim de gayet rutubetli ve karanlık bir bodrumumuz var. Ne işe yarar diye düşünmekte iken bu fikir acayip cazip geldi. Acaba bu işe mi girsek :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem eğlenceli bir iş hem çok iyi para var. Geliyorum ortak olmaya :D

      Sil
  2. Çok özendim şuan size,biz de arkadaşlarla sürekli gidelim gidelim diyoruz ama bir türlü denk gelemedik :/ Sanki çığlık çığlığa ordan kaçacak olan kişi ben olacakmış gibi de gelmiyor değil :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman arkadaşlarının da vaktini zayi etme :D

      Sil
  3. Ahahahahah iyi cesaret ama.kalpten gitmemis iyiki sende az fena degilsin nabrut kiz o haldeyken bile sifrede kalmis.aklin :)

    YanıtlaSil
  4. Korku hikayesi okuyup,korku filmi izledikten sonra hava çok sıcak olsa dahi örtüyü üzerine çekenler burada mı ya da izledikten sonra yatağa doğru atılan yusuf yusuf deparı atanlar?

    YanıtlaSil
  5. Okurken kahkaha attım yanınızda olsam gülmekten kırılırım olsun bu da bir anı :D :D cesaretli olduğuna inanan bir nabrut sever :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. UUU belki bir gün beraber gideriz kimbilir :D

      Sil
  6. Ablacım bu arada Kurban Bayramı sana, ailene ve tüm Müslüman Alemine hayırlar getirsin inşAllah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımsın. Çok teşekkür ediyorum. Bil mukabele

      Sil
  7. Ablacım ne zaman adresimi atayım çok sordum farkındayım rahatsızlık verdiysem affola.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben şu an Kıbrıstayım. Aslında planda yoktu o yüzden sana eylülde haberleşelim dedim. Dönünce haberleşerlim olur mu?

      Sil
  8. Bende aşırı gitmek istiyorum ama arkadaşlarıma güvenmiyorum biri aşırı korkuyor o kadar çığlık atar ki , korku evindekiler ondan korkar :D diğeri de yürek yutmuş , hiç korkusu yok :D işin acı tarafı şu ki ben de aşırı korkağım ama belli edemem korktuğumu , guruma yediremem , mesela salonun ışığı açık kalmış , kim açtı diye düşünmekten aklımı kaçırıcaktım :D

    YanıtlaSil

Artık Facebook hesabınız üzerinden de yorum bırakabilirsiniz.
Sevgiler...

Blogger tarafından desteklenmektedir.