Mezuniyet Sonrası Ev Hayatı

Filmin ismi: Eve Dönüş 

Türü: Korku, Gerilim, Aile, Zero/mantik

Gösterim tarihi: Mezuniyet Sonrası

Hedef Kitle: Körpecik Genç Kızlar


Konusu:

Eğitim hayatınızı tamamlayıp eve döndüğünüzde kendinizi her şeyin küçüldüğü ama sizin büyüdüğünüz bir dünyada bulursunuz. Bu durum tipik bir Alice Harikalar Diyarında Sendromu olarak tanımlanabilir.

Ergen olarak çıktığınız evinize, diplomasını almış, meslek sahibi genç bir kız olarak dönersiniz. Dönüşünüzde dönüştüğünüz yeni kişiyi ailenize tanıtmak ise biraz zaman alacaktır. 

Evet, çocuklarının ailesi gözünde büyümesi zordur lakin büyüdüğünüz döneme tanıklık edemeyen, bu dönemde sizden uzakta olan aileniz için bunu kabullenmek daha da zordur. Çünkü onlar sizi halen evden çıktığınız yaşlarda sanıyorlardır.
Tabii sandıkları sadece bununla sınırlı değildir, aynı zamanda çıktığınız zamanki huy ve karakter özelliklerine de sahip olduğunuzu zannediyorlardır.

Hâlbuki siz bu evrede bambaşka biri oldunuz değil mi? 
Peki, onların bu gerçeği anlaması ne kadar sürecek? Bu sorunun cevabını vermeden önce durum değerlendirmemize devam edelim.

Eve döndüğünüzde içine düştüğünüz durum; metronun kalabalığında herkes gitmek istediği yönü bilip oraya doğru düzenli bir ilerleyiş içindeyken kendi gideceği yeri bulamayan etrafına bakınan, gelenin geçenin çarptığı birinin durumuna benzer.
Aile fertlerinin kurulu bir düzeni, devam eden bir hayatları vardır ama siz kurulu olan düzeninizi bırakıp gelmiş sudan çıkmış bir balıksınızdır. Sudan çıkmış bu balığın türü ise sazandır, onu mu yapsam bunu mu yapsam, o kursa mı gitsem o sınava mı hazırlansam diye bulduğunuz fikre atlamaya meyillisinizdir. 



Yine bu süreçte -aradan uzun zaman geçtiği için- aidiyet hissinizi kaybetmeniz sebebiyle kendinizi evde fazla ve yükmüş gibi hissedersiniz -en azından bende öyle olmuştu-
Herkesin dediğine alınırsınız, hatta alınmak, orada fazla olduğunuzu hissetmek için lafları cımbızla seçersiniz. Yani siz bildiğiniz kendi kendinize kaşınırsınız. Aslında kimse sizin fazla olduğunuzu düşünmüyordur ama aynı siz gibi onlar da sizin varlığınıza alışmaya çalışıyordur.

Öncelikle size kalıcı olarak yatacağınız oda ve dolaplarınızı zapt ettikleri için dolap tedarik etmeye çalışırlar. Bu süreç bazen uzayabilir ve günlerce hatta aylarca salon ya da oturma odasında yatabilirsiniz. 
Hatta bana oda ayarlanana kadar ben salonda yattım. Salonda üçlü koltuk açılıyordu. Onu açtılar, bana sağ olsunlar. İşin dram kısmı bu koltuğun salonun kapısına en yakın yerde olması ve daha da acıklı kısmı salonun kapısı ile dış kapının karşılıklı olması. Bu durum karşısında neye ağlasam diye düşünüp durduğum o buhranlı dönemlerde beni neredeyse kapının dışında yatıracaklar diye ağladığımı hatırlıyorum. Biraz çocukluk, biraz yeni hayatın bilinmezliğinin verdiği depresyon ve en çok kendi başına buyruk yaşadığın hayattan sonra ev hayatının disiplinine alışma çabaları neticesinde doğan normal tepkilerdir bunlar.

Sonra odam da oldu, dolabım değil dolaplarım oldu. Evde kilo olarak en az yeri kaplasam da eşya olarak en fazla yeri ben kaplıyorum. Ama işte eve döndüğün o ilk zamanlar insanın hissettiği o fazlalık ve aidiyetsizlik duygusu neden oluşur, taaccübe şayan bir durumdur.

Bu dönemde en zorlu süreç anne ile olandır. Öncelikle mutfakta girilen –ofis savaşları gibi düşünün çünkü orası annenizin ofisidir- çekişmeler sonunda annenizin galibiyeti ile sonuçlanır.
O tuzluk sizin değil, annenizin istediği yerde duracaktır. O mutfak annenizindir ve annenizin kalacaktır. Tavsiyem böyle konularda idealist düşünceler içine girmeyin. Bırakın eksiği ile fazlası ile anneniz kendi düzenine devam etsin, gitsin.
Sizin yaptığınızı da beğenmiyorsa bırakın kendisi yapsın, sizde keyifle yiyin aman boş verin, böyle şeylere kafanızı takmayın. Bu süreç bittikten bir müddet sonra anneniz kankanız olacaktır zaten. Sabredin, zamanla birbirinize alışacaksınız.

Babadan babaya değişmekle beraber dominant babalar da bu süreçte size hiç yardımcı olmayacaktır. Yıllarca uzakta yaşadıktan, kendi kişiliğinizi oluşturduktan sonra sizi kendi istediği gibi eğip bükmeye çalışan babalarınızın elinde kalabilmeniz muhtemel. Çünkü çoktan kurumuşsunuzdur, eğilmeye uygun şartlar içinde değilsinizdir. Kırılıp babanızın elinde kaldığınızda önce üzülecek sonra ve zamanla aslında ne kadar haklı olduğunu anlayacaksınız. 

Bir zaman sonra- bu süre kişiden kişiye farklılık gösterebilir- bazılarınız iş bulup hayatın koşturmasına dalacak, bazılarınız bulamayacak o gün senin, bu parti benim, o avm bizim dolaşacak ev kızlığının keyfini çıkaracak ve bu ilk zamanlarda yaşadığı buhranlara gülüp geçecek…

Yazının birinci kısmı için şuraya bakabilirsiniz. 


Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım
Mezuniyet Sonrası Ev Hayatı Mezuniyet Sonrası Ev Hayatı Reviewed by Nabrut Fıdıllıoğlu on 09:00:00 Rating: 5

20 yorum :

  1. ;)alemsin nabrut. Ama doğruluk payı yokta değil hani. Birde gitmek istediğin yere gitmek için, Ailene yarım saat dil dökme olayı var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yok o kadar değil :D yani şehir dışına çıkmayacaksan tabi :D

      Sil
  2. değişik bir durum :) mezun olduktan sonra ilk bizler bocalıyoruz bence ailelerimiz değil. Kendi oldam olmadığı için çok bocalanmıştım (neyse ki 2 ay sonra atandım da kurtulmuştum.) Annemin eski eşyaları çok kıymetlidir atmaz. O yüzden bana yer kalmamıştı evde. Şimdi annem eskilerin bir kısmını atmış. dedim ki; benim atanmamı mı bekledin bunlar için :D bir müddet annemle küs yaşamıştım biliyor musun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bilmiyorum ama çok doğal ve tanıdık buldum. anlıyorum seni :)

      Sil
  3. Nasıl da güzel anlatmışsın, kendimi buldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynı şeyleri yaşayan birilerini bulmak güzel :)

      Sil
  4. ah ah mezun olup da ilk geldiğim zamanları hatırladım. annemle babamla o kadar çok kavga etmiştik ki ben bir ara evden atacaklar beni diye bile düşünmüştüm. hiç bir yere sığamamalar, kendi kurallarının bir anda elinde patlaması, anne babanın kendi kurallarını dayatmaları ve senin de dediğin gibi hala evden gittiğimdeki yaşta sanmaları... hayır sıkıntı ben İstanbul'da okudum. orada hayatta kalabilen bir insan küçücük şehirde nasıl kalamasın? ama yok anlatamıyordum. şimdi orta yolu bulduk biraz biraz. ama bu kez de annem hadi evlen git de eşyalarını odana yerleştireyim, ben bu çeyizlikleri nereye sığdıracağım, evleneceksin hala yemek yapmayı bilmiyorsun vs vs söylemlerle taktik değiştirip işkence ediyorlar. mezun olmuş bir genç kız olmak çok zor çok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbula iyi göndermişler yine o kısım da önemli :D
      işte ben bu ikinci evreye gelmedim henüz neyseki :D hadi git diyenim olmadığı gibi bana epey alıştılar evde olmayınca bir yerde kalsam falan yalnızlaşıyorlar :D

      Sil
  5. Ay ne tanıdık hikaye. 11 yıllık yatılı okul hayatından sonra 5 yıldır evdeyim, inanın alışma süreci geçmiyor. Ne mutlu çabuk alışana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. alışmak değil de olan düzene ayak uydurmak başka çaren olmayınca olanla mutlu olmak :D biz çok uzun süre ayrı kalanlar için durum daha vahim sanırım :)

      Sil
  6. vaaaay kızlar biz anne ve babaları iyi gömmüşsünüz haa :)Bizler siz doğmadan daha anne karnındayken telaşa düşüyoruz.Nasıl olacak sağlıklımı olacak,hayırlı mı olacak ,okuyacak mı,ne okuyacak,okul masrafını karşılayabilecekmiyim.Doğuyonuz aynı korku ,gerilim,heyecan,sevinç devam.İlkokula başlarken en güzel ve başarılı okulları araştır kayıt ettir.Beş yıl boyunca gün çıkmadan koştur koştur okul ders,yemek,arkadaşlarınız,toplantılarınız,ödevleriniz.Ohhh orta okullu oldum biraz nefes alıyım diyorsunuz yoook olmaz ne nefesi diyonuz:)farklı okul ,farklı arkadaşlar,unuttuğumuz ve hatırlamaya mecbur olduğunuz ödevler.Sancılı sbs sınavları,sabahtan akşama kadar bazende akşamdan sabaha kadar hastane nöbetleri.Hani şuu sbs stresi var ya sizi hastanelik eder bizlerde sizinle hastanelik oluruz.sonuç sınav stresi ,strese karşı alerji varmıış.Hobba bu nerden çıktı diyorsunuz o kadarda baskıcı değilim diyorsunuz daha çok korumacı oluyoruz.Şüküür liseye geçti kalmadı artık ne gam ne keder derken ilk yıldan başlıyor bu seferde üniversite kaygınız.Ne yapacak,kazanacakmı,hangi dersaneye gitmek istiyor,kazanamazsa nasıl davranıyım,bunlar sadece içimizdeki fırtınalar.Sizin yüzünüze yavruum Allah hayırlısını versin kısmetse olur ,sen elinden geleni yaptın diyerek yazık ki sizlere yarış atı gibi koşturduk.Duur bitermiii bu seferde her geçen yıl değişen sınav sistemi ve isimleriyle üniversiteye giriş sınavları.Sizinle beraber 12 yıl beraber okula gidip gelmişiz,dersleri yapmışız artık son noktadayız.Kazanırsa rahatlıcam mezun olacağım dediğiniz bir dönemin son haftaları,dualar,okunmuş şekerler,sosyal hayattan uzaklaşma,çocuğunun yatağına kadar sofra hizmeti,onunla beraber uyanık kalmalar (yatsan bile uyur gibi gözüküp ancak o uyuyunca uyumalar) bu kadar korku gerilim ve heyecandan sonra sınav günüü.Abartmıyorum kızlar sizinle beraber bizde yüreğimiz ağzımızda giriyoruz sınavaa.Yavrumuzun ve diğer yavrularının emekleri zayii olmasın dualarıyla çıkışlarınızı bekliyoruz sınavdan.Ben anladım ki en gerilim zamanı sonuçlar açıklanana kadarki zaman.Şüküüür kazandınız,içimiz kan ağlıyarak senin hayatın diyerek gurbeti göze alaraktan tercihlerinize saygı duyuyoruz.Siz odanıza yerleşene kadar planlarımız,eksikleriniz,ihtiyaçlarınız düşünülüp yapılıyor.Ahada gitme vakti ağlamıyacağım,odanı kiralara vereceğim,istediğim gibi gezeceği v.b...bahanelerle ayak üstü teselli ediyoruz kendimizi.Bu seferde ne yapacak,vaktinde yemek yiyecekmi,vaktinde uyanacakmı,dersine yetişecekmi,çamaşırını yıkayıp ütüsünü yapabilecekmi.rahat ders çalışabilecekmii. Benim kızımın ilk yılı ve ilk haftaları.Şimdiden odasına dokunmadım,onun sevdiği hiç bir yemeği pastayı,salatayı yapmadım.Haa o yemiyomuu yook devlet baba iyi bakıyooo yıyoda işte ana baba yüreği.Bu ay beş güncüğüne tatile geliyor ve deliler gibi planlar proğramlar yapıyorum.Bazen hiç bir yere gitmeyip sadece sımsıkı sarılıp beş günü böyle yaşamak istiyorum tabiki ben o değil.Kızlaaar inanın zor bizleri eleştiriyorsunuz ama bizler içinde zor.19 yıl boyunca yanından hiç ayrılmadığınız canınız,kanınız,kankiniz,dert ortağınız,film arkadaşınız,öğretmeniniz,çocuğunuz sizi bırakıp uzak diyarlara gidiyor.Tabiki sizden sonra anne babalar,sizin gibi başka hayatlara yelken açıyoor.Ooohhh mis erken kalkma yoook,anneeeeeğ diye bağırıp isteklerde bulunan yok.Sofrayı kur dediğinde sorhanarak söylenen yok :)Erken mi konuşuyorum bilmem ama bizlerde biraz rahatlayınca siz ilgi isteyen yavrucuklara birazcık garip oluyoruz.Belkide garip davranılmasının sebebi ,sizlerin kalıcı değil de gidici gözüyle görmemiz :)Yanii sizleri tekrardan anne baba evinin rahatlığına alıştırmak istemediğimizdendir :) Eyy geçlik biz yaptık maden siz yapmayın ,yarın sizde anne baba olacaksınız :)selam ve saygılarımla Selma Aydın (Nabruut faceye yazamadım buraya yazdım olmadı ama içimden bunlar geçti.Bak gelde arama kızım yanımda olsaydı bu yazıyı düzenler öyle yollardı sana.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bak ne güzel yazmışsın. Ben şimdi bunu düzenler yazı olarak yayınlarım. bakalım sana gelecek destek yorumlarını şimdiden merak ediyorum kendi yorumumu da yazı da ekleyeceğim :) ellerine sağlık şimdiden

      Sil
  7. hem evine hemde yurdumuza mı döndün.bittti mi Kıbrıs maceran?
    havva

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biter mi :( Bu bahsettiğim ilk dönem eğitim hayatı ben biliyorsun ikinci kısımdayım. Tekrar döndüğüm okul hayatım maalsef ki bitmedi :(

      Sil
  8. o zaman Allah zihin açıklığı versin..okulununda okumanın da keyfini çıkar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sağolasın teşekkür ediyorum

      Sil
    2. Yazını okurken gözlerim doldu benim:( İki yavrumda şu an yurttalar..Özledim onları birden. Yazını da hep aklımda tutacağım galiba:)

      Sil
    3. Allah sağlıkla kavuşmayı nasip etsin. ^^
      Ne güzel yerlerini yurtlarını bulmuşlar Allah muvaffak kılsın.

      Sil

Bazen biraz gecikir ama mutlaka cevap yazarım.
Sevgiler...

Blogger tarafından desteklenmektedir.